ÖDÜL TÖRENİNDEN AKILDA KALANLAR

1308

IMG_3437Millet Derneği İstanbul Şubesinin düzenlediği “Kültürel Kimlik Kaybı ve Ahlaki Yozlaşma” konulu şiir ve düzyazı yarışmasının ödül töreni yapıldı. Millet Derneği İstanbul merkezinde gerçekleştirilen tören, yarışmada dereceye giren eser sahipleri, seçici kurul üyeleri, dernek yetkilileri ve çok sayıda vatandaşın katılımı ile gerçekleşti.

resim 1Sunuculuğunu denek gönüllülerinden Mehmet Emre KOÇAK’ın yaptığı törende   açılış ve selamlama konuşmasını yapan İstanbul Şube Başkanı İbrahim Abdullahoğlu yarışmaya çok sayıda, nitelikli şiir ve düzyazı dalında eser geldiğini, yarışmada görevlerinin şartnameye uygun davranmak olduğunu belirterek şunları söyledi:

Sizleri selamların en güzeli, Allah’ın selamı ile selamlıyorum; Esselamu Aleyküm ve Rahmetullah,   

Millet Derneği Genel Merkezi’nin sayın yönetim kurulu üyeleri, İstanbul şubemizin değerli yönetici ve üyeleri, yarışmamızın değerlendirme ve derecelendirme sorumluluğunu üzerine almış saygıdeğer seçici kurul üyelerimiz, yazı ve şiirleriyle yarışmamıza katılan değerli eser sahipleri, hanımefendiler beyefendiler, sevgili gençler, Ödül Törenimize hoş geldiniz, şeref verdiniz.13102805_1119965074705185_3236708932185992808_n

İkincisini düzenlediğimiz ödüllü şiir ve düzyazı yarışmalarımızın amacı, toplumun bütün kesimlerinin, özellikle de gençlerin, edebiyata, okumaya ve yazmaya olan ilgisini arttırmak, insanımızın düşünme, analiz etme ve yorumlama yeteneklerinin geliştirilmesine destek olmak, toplumun akıl ve vicdanında sağduyu ve farkındalık oluşturmaktır.

Bu yılki yarışma konumuzu belirlerken, “milletimizin en temel problemi nedir” sorusundan yola çıkarak, nihayetinde esas meselemizin ne para, ne teknolojiye uyum, ne şehirlere nüfus yığılması ne de benzer diğer göz önündeki konular olmadığı, milli kimliğimizden ve İslâm ahlakından uzaklaşmamızın çağımızda yaşadığımız sıkıntıların ana kaynağı olduğuna karar verdik ve değerli fikir adamı arkadaşlarımızın da katkılarıyla konu başlığımızı “Kültürel Kimlik Kaybı ve Ahlaki Yozlaşma” olarak açıkladık.

rafwfafYarışmamıza yoğun bir ilgi oldu ve birbirinden değerli eserler katıldı, bu da bizi ayrıca memnun etmiştir. Demek ki; okuyan, yazan, toplum meselelerine kafa yoran insan sayımız hiçte az değil. Yarışmaya katılan bütün arkadaşlarımızı kutlarım ve şunu belirtmek isterim ki, Millet Derneği sizin çalışmalarınıza destek verecek ve topluma faydalı eserler üretebileceğiniz bir kurumdur, sizlerle birlikte çalışmayı arzu ederiz.

Yarışmaya katılan bütün eserler değerli fakat doğası gereği derecelendirilmesi gerekiyor. Seçici Kurulumuzun titiz çalışması ile şiir ve düz yazı dalında dereceye giren eserler belirlenmiştir. Burada en çok dikkat ettiğimiz husus eserlerin kodlanarak seçici kurula gönderilmesi ve sonuçlar açıklanıncaya kadar hangi eserin kime ait olduğunun bilinmemesidir. Dernek yönetimi olarak bizim görevimiz ise yarışmanın organizasyonu ve şartnameye uygunluğun kontrolüdür. Dereceye giren eser sahiplerini huzurunuzda tekrar tebrik ediyor, başarılı çalışmalarının devamını diliyorum.

Değerli misafirlerimiz, programımızda çok kıymetli şair, yazar ve fikir adamları sizlere hitap edecekler, sözü söz üstatlarına bırakmadan önce vurgulamak istediğim bir konu da; Ülkemizin üzerinde dolaşan kara bulutlar. Gün geçmiyor ki canlı bomba, terör eylemi ve şehit haberleriyle sarsılmayalım. Şehitlerimize Allah’tan rahmet, bölücü terör ile mücadele eden asker ve polisimize güç kuvvet niyaz ediyorum. Geçen yılki yarışma konumuz biliyorsunuz “Milli Birlik ve Beraberlik” idi. Yüce Allah, Enfal suresinde “Fitne ortadan kalkıp, din yalnız Allah’ın oluncaya kadar onlarla cihad edin” buyuruyor. Bir yandan Müslümanların kardeşliğini tesis etmeye çalışırken diğer yandan bu vatanın birliği ve bölünmez bütünlüğü için mücadele edeceğiz.

Değinmek istediğim bir konu da, malumunuz Nisan ayının 3.haftasında “Kutlu Doğum Haftası” etkinlikleri yapılıyor ve Peygamber Efendimiz (SAV) anılıyor. Genel Başkanımız Sn. Aykut Edibali’nin son başyazısından alıntıladığım şu bölümle sözlerimi tamamlamak isterim. “O’nu (SAV) senede bir gün veya bir hafta anmakla, sadece duygulanmakla yetinemeyiz. O’nun (SAV) mesajını, düşünce usûl ve üslubunu anlamalı, ahlakı ile ahlaklanmalıyız. Davetini davetimiz, davasını davamız, nezaketini nezaketimiz, gayesini gayemiz yapmalıyız. Hakta sabrını, cesaretini, çalışkanlığını, iman-ahlak-ibadet-muamelat ve toplumların ıslahında Allah’ın Resulünü rehberimiz edinmeliyiz. İşte Müslümanın Resulünü (SAV) anması böyle olur.”

Hepinize tekrar hoş geldiniz der, selam ve saygılar sunarım.”

Daha sonra seçici kurul üyelerinden Bestami YAZGAN Bey kürsüye gelerek şiir tadında duygularını ifade etti:fcdc

 “Muhabbet tadı ile

Resûl’ün yâdı ile

Rahman ve rahim olan

Allah’ın adı ile…”

Churchill İngilizlerin deniz harp komutanı, adını duymuşsunuzdur. O “Ben şu deniz kıyafetimle Müslümanların merkezi İstanbul’da oturacağım.” diyordu. Savaştan sonra halktan bir grup “Sen bizi perişan ettin. En güzel donanmayla dünyaya bizi rezil ettin” deyince, sessizce halkın önüne geçiyor. Bir havuzun başında duruyor. Halk peşinden geliyor. Bu anda birkaç gence “soyunun haydi” diyor. Soyunuyorlar. Eline aldığı birkaç küçük balığı havuzun içine atıyor. Ve “girin de, yakalayın” diyor. Gençler giriyor, dolaşıyor, çabalıyorlar; bir türlü yakalayamıyorlar. ”Çıkın dışarıya” diyor. “Şu an havuzun içine hepinizi soksam, elinizle şu balığı yakalayın, desem yakalayamazsınız. Fakat ben her gün elime bir kepçe alırım. Bir kepçe bu havuzdan su dökerim. Bir müddet sonra bu havuzun suyunu bitiririm. Havuzun suyu bitince balıklar yaşayamaz. Ölür. Ben kolayca hedefime varmış, düşmanımı yakalamış olurum.” diyor.

Balık için su ne anlam ifade ediyorsa bizim için de kültür odur. Avrupa elini bize ne ile ulaştırdı. Kültürel değerlerimizi yozlaştırarak ulaştılar. Bu sebeple Millet Derneğini kutluyorum çok güzel bir konu seçilmiş. Gerçekten çok nitelikli şiirler ve yazılar okudum. Çok kaliteli şiirler okudum. Bu da beni ayrıca memnun etti. Mehmet Emin Yurdakul der ki;  

Unutma ki şâirleri haykırmayan bir millet,

Sevenleri toprak olmuş öksüz çocuk gibidir;

Millet derneği görevini yerine getirmiştir. Bu sebeple Millet Derneği yöneticilerini tebrik ediyorum. Şiir devam ettiği sürece ümit devam edecektir” diyerek konuşmasını tamamladı.

Daha sonra diğer bir seçici kurul üyelerinden Selami YILDIRIM Bey kürsüye gelerek O da şiir tadında duygularını şu şekilde ifade etti;

Değerli Misafirler! Hepinizi selamların en güzeliyle selamlıyorum.

Millet Derneği İstanbul Şubemizin bu yıl ikincisini düzenlediği edebiyat yarışması gelenekselleşmeye doğru gidiyor. İnşallah bereketlenerek devam edecektir.

Bir yarışma açmak, gönül kapılarını açmaktır. Bir Halil İbrahim sofrası kurmaktır. Tıpkı ünlü müzisyen Barış Manço’nun şarkısında: “Para pula ihtişama aldanıp kanma dostum / İçi boş insanların bu dünyada yeri yok/ Sapa, kulpa, kapağa aldanıp kanma dostum/ İçi boş tencerenin bu sofrada yeri yok” dediği gibi. Bu sofra Millet sofrası, bu sofra Halil İbrahim milletinin sofrası.  Ancak gönlü zengin ve kalp gözü açık olanların teşrif edip, müşerref olacakları bir sofra…

Bu coğrafyada yaşamanın ağır bedelini ödeyen bizler, milletimizin varlık ve bekası gibi bir kaygıyı yüreğimizde ve aklımızın bir köşesinde mıh gibi tutmak zorundayız. İşte bütün say u gayretimizin sebebi budur.

Küreselleştirilerek büyük bir köye dönüştürülen ve böylece kimliksizleştirilen yeryüzü toplumunun sıradan bir parçası olmak gerçekten ürpertici bir durum… Bize biçilen bu rolü kabullenmemek, bir direniş ortaya koymanın yolu meselelerimizi bilmekten geçer. Dertlerimize deva bulmak ise düşünen her beynin, sızlayan her yüreğin insani ve milli görevidir.

Meselelerimiz var dedik. Hem de kaç asırlık. Bunlardan biri de “Ahlaki Yozlaşma ve Kimlik Kaybı…” Millet derneğinin yüce gönüllü mensupları, varlık ve bekamızı bir kurt gibi kemiren bu sosyal hastalığı teşhis etmekle yetinmeyerek tedavi arayışına da girmiş. Milletimizin entelektüel birikimini harekete geçirerek, aydınlarımızın meseleye bakışını öğrenmek için kolları sıvamış. Ve bir edebiyat yarışması düzenlemiş. Milletimizin yaşadığı ahlaki bozulma ve kimlik erozyonunu kalp gözüyle görüp, kuyumcu titizliğiyle estetik bir kimliğe büründüren, kelamın gücünü kalemiyle çiçeklendiren söz ustalarına sormuş meseleyi. Edebiyatın iki seçkin türü şiir ve düz yazıda kaleme kâğıda sarılan millet evlatları her biri düşüncenin imbiğinden geçmiş, yüksek nitelikli metinlerle okuntuya ses vermişler.

Yine anlaşılıyor ki milletimizin seçkinleri, sanatkârları ve aydınları meseleyi de çözümü de biliyor. Çözümün Adresi: Yine Kendi medeniyetimiz… Belli ki Batı’dan gelen alçak basıncın etkisiyle yüreklerimiz üşümüş, ışıksız günlerde kalmışız. Işığın girmediği yere hastalık girmiş. Şimdi toplumumuzu sosyal sağlığına kavuşturacak, her türlü rüzgâra maruz bırakılan evimizi derleyip toparlayacak bir iradeye ihtiyaç var. O irade de yine kendisini bu millete adamış, onun ruh köküne bağlı, fedakâr ve cefakâr millet evlatlarıdır. Millet derneği de onların kutlu çatısıdır.

Bu yarışma bir medeniyet inşasına konulan köşe taşı mesabesindedir. Bir kutlu sefere çıkmış kervan için sefer çağrısıdır. Bir diriliş müjdesi, bir Rönesans kıvılcımı, bir Halil İbrahim sofrasıdır.

Bütün katılımcıları, dereceye girenleri ve bu yarışmada emeği geçen herkesi tebrik ediyor, nice şölenlerde buluşmayı yüce Allahtan niyaz ediyorum.

Daha sonra diğer bir seçici kurul üyelerinden Hikmet SOFU Bey kürsüye gelerek görev ve sorumluluklarımızı hatırlatan bir konuşma yaptı.

eaerfvSaygıdeğer Konuklar, Muhterem Hanımefendiler, Beyefendiler ve Sevgili Gençler,

Millet Derneği’nin yarışmasına katılma cesaretini gösteren araştırmacılar, fikir işçileri, düşünce emektarları,

Millet Derneği İstanbul Şubesi’nin Değerli başkanı, Yöneticileri ve onların çalışmalarına maddi ve manevi destek veren Millet Derneği üyeleri ve sevenleri,

Saygıdeğer Jüri Üyelerimiz,Hepinize sevgi, saygı ve hürmetlerimi sunarım.Aziz Dostlarım!

Bu toplantı vesilesiyle teşekkür borcumuzu ifade etmek istiyorum: Birincisi, Millet Derneği’ne bu içinde bulunduğumuz mütevazi yeri satın alarak kazandıran, her hafta kültürel toplantılar düzenleyen, yaz aylarında ‘Gençlik Eğitim Kampları’ tertipleyen, iki yıldır da Türkiye çapında ödüllü yazı ve şiir yarışmaları düzenleyerek bize bu aktiviteyi kazandıran Millet Derneği İstanbul Şubesi’nin kıymetli başkanına, yöneticilerine, üyelerine, madden ve manen destekleyen dostlarına teşekkür eder, şükranlarımızı sunarız.

 Bir teşekkürümüz ve şükranımız da, bu kıymetli çalışmaları yapmak için bizi cesaretlendiren, rehberlik, önderlik ve liderlik yapan Derneğimizin kurucusu ve Genel Başkanı Saygıdeğer Aykut Edibali Beyefendi’ye…

 Aziz Dostlarım,

Şimdi gelelim, ‘Kültürel Kimlik kaybı ve ahlaki yozlaşma’ adlı yarışmamıza. Yazı ve şiirlerin değerlendirilmesine…Kültürel Kimlik ve ahlaki yozlaşma deyince ister istemez, kültür, ahlak, kimlik, kültürel kimlik ve yozlaşma deyince ne anlaşılıyor daha doğrusu ne anlamamız gerektiğine bakmak lazım. Ama burada bize verilen süre sınırlı. Bu bahsi geçmek zorundayım. Onları yarışma yazılarını okuyarak öğrenebilirsiniz… Okumanızı teklif ediyorum. Zamanınız belki yok ama işte yolumuzu aydınlatacak bir ilahi buyruk: “Muhakkak ki zorlukla beraber bir kolaylık var. Gerçekten zorlukla beraber (zorluğun içinde) bir kolaylık var. O halde (bir işten) boşalır boşalmaz hemen yine kalk, yorul! Ancak Rabbine rağbet et ve hep O’na doğrul!” (İnşirah/94, 5-8)

Demek ki zamanımız var! Zaman buluruz yeter ki canı gönülden isteyelim…

 Aziz Dostlarım, Büyük Türk Milleti’nin tarihi kutsal misyonunun şerefli mirasçıları, Millet’in sevdalıları, Millet Derneği’nin sevenleri,

Millet’i gerçekten sevenlerden olalım. Samimiyetle sevelim. Millet derneği mensuplarını sevenlerden olalım, sevenlerimizi çoğaltalım!..

Millet’i sevenlerden olmak, Millet Derneği mensuplarını sevenlerden olmak demek, ne demek? Bir insan sevdiği için ne yapar? Mesela şu savaş meydanında kanlar yaralar içinde susuzluktan ağzı dili damağı kurumuş ‘su!’ diye ünleyen üç kahramanı düşünebiliyor muyuz, sevgi deyince, fedakârlık deyince? Hani, içmek üzere ağzına götürdüğü suyu, ‘su!’ sesini duyunca içmeyip arkadaşına gönderen, kendini canını arkadaşı uğruna feda eden üç kahraman var ya… İşte sevmek, işte sevgi, işte fedakârlık! Ya da cephedeki Mehmetçik’e taşıdığı mermi yağmurda ıslanmasın diye bebeğinin üzerindeki battaniyeyi çıkarıp kağnıdaki mermiye örten kahraman anneyi hatırlayalım. Derler ki anneye, ‘Bebeğin soğuktan üşüyüp zatürre olup ölecek!” Anne bu sözlere ne demişti hatırlayalım: “Vatan esarette iken…”

Millet’i sevmek demek, onlara uzaktan gülümseyip el sallamak, değil sadece. Ya? Hem gülümseyip el sallayın, hem de Millet’e yaklaşın, safları sıklaştıralım. Maddi ve manevi yardım edin, destek verin, sırt verin kardeş olalım, arkadaş olalım. Millet’in davasına omuz verin yükü paylaşalım, güç kuvvet kazanalım. Ne demiş atalar: “Bir elin nesi var, iki elin sesi var.” Gelin ele ele, yürek yüreğe, kafa kafaya verelim. “Dilde, fikirde, işte birlik” olalım.

Türkiye’yi, Türk dünyasını, İslam dünyasını ve bütün dünyayı büyük Türk Milleti’nin tarihi kutsal misyonu ile ‘barış misyonu’ ile kucaklayalım… Adaletsizliğin, hukuksuzluğun, zulmün, şirkin, ahlaksızlığın kökünü kazıyalım. Hakkın, adaletin, hukukun, birliğin, kardeşliğin, barışın şanlı şerefli bayrağını daha yükseklere dikelim. Zalimlerin zulmüne son verelim. Mazlumların gözyaşını bir anne-baba şefkati ile silelim…

Yarışmada derece girsin girmesin, ödül alsın almasın, bütün katılımcıları tekrar tebrikler…

 Diğer bir seçici kurul üyesi Kamil BÜYÜKER ise duygularını şu şekilde dile getirdi.

13Mensubiyeti ile gurur duyduğumuz bir hareketin mihmandarlığını yapan Millet Derneğinin açmış olduğu “Kültürel Kimlik Kaybı Ve Ahlaki Yozlaşma”  konulu yarışmanın seçici kurulunda bulunmaktan kıvanç duydum. Jüri olarak teveccüh edip tayin eden kardeşlerime de teşekkür ediyorum. Değerlendirme sırasında gerçekten birbirinden kıymetli eserler inceledik.

Yeniden Milli Mücadele hareketinin bir kültür mektebi olduğunu biliyoruz. Pınar Dergisi ise bu kültür mektebinin bir şubesiydi. Milli kültür kavramı içerisinde milli şiir, milli hikâyeler, milli piyesler ve milli tiyatroları bu topluma aksettirmiş, binlerce eserler vermiş ve binlerce isim yetiştirmiş ve bunların hülasası burada tahakkuk etmektedir.

Merhum Necip Fazıl muhasebe adlı şiirinde kendi iç muhasebesini ve tolumun muhasebesini yapıyor.

Üç katlı ahşap evin her katı ayrı âlem!

Üst kat: Elinde tesbih, ağlıyor babaannem,

Orta kat: (Mavs) oynayan annem ve âşıkları,

Alt kat: Kızkardeşimin (Tamtam) da çığlıkları.

Yani toplum olarak baktığımızda çürüme her alanda. Tabi bu yozlaşmayı tetikleyen amiller var.Öyle söz vardır ki hikmet doludur buyuruyor Peygamber Efendimiz.(sav)

Millet Derneği bu işin öncülüğünü yapmıştır. İnşallah bu yarışmaların devamı gelir. şiir şölenleri heyecanlandırır bizi. Son olarak şunları ifade etmek isterim.

İmamı Âzam yağmurlu bir günde medreseye talebelerine ders okutmaya giderken, yolunun üzerindeki bir mahallede oyun oynayan çocukları görür ve üstü başı düzgün güzel giyinimli bir çocuk dikkatini çeker. Çocukların yanından geçerken bu güzel giyinimli çocuğun ayağı taşa takılır ve çamura düşerken İmamı Âzam çocuğun kolundan tutar ve kaldırır. Evladım dikkat et annen seni güzelce tertemiz giyindirmiş üstün pis olursa sana kızar bak buyurmuş.

Çocuk vakur bir şekilde kafasını kaldırıp İmamı Âzam’a döner ve Hocam eğer ben düşersem üstüm pis olur annem bana kızar doğru ama bu çokta önemli değil, asıl siz dikkat edin eğer siz düşerseniz millet düşer demiş.

Düşünce, fikir adamları, şairler, yazarlar hakkı söylemekten hakkı haykırmaktan imtina ederse, zaafa uğrarsa millet düşer. Bu iş sayı işi büyük salon işi değil. Dert adamı dava adamı olmak gerekir. Fikrin çilesini çekmek büyük bir iştir. Allah bu topluluğu bereketli nitelikli kılsın sayılarını artırsın.

Seçici kurul üyelerinden Edib Aykut ÇİÇEKLİ güne dair görüşlerini ifade etti:

“Millet Derneğinin azimkâr yöneticileri, saygıdeğer jüri üyeleri ve değerli misafirler…Bu rafwfafgüzide derneğin düzenlemiş olduğu “Kültürel Kimlik Kaybı Ve Ahlaki Yozlaşma” adlı şiir ve düzyazı yarışması bizler için son derece önemlidir, hayatidir. Her türlü ahlaki erozyonu yaşadığımız, toplum olarak yüksek bir şahsiyet ikliminden gün be gün uzaklaştığımız şu sancılı günlerde bu yarışma vesilesi ile yepyeni bir tefekkür hamlesinin genç dimağlarca yürütülüyor olması bugüne dair sevindirici geleceğe dair ise ümit verici kültürel bir gelişmedir. İsabetli konu seçimiyle yüreklerde inkılab muştusu uyandıran, kültür hayatımıza katkı sunacak nice nitelikli eserlerin vücut bulmasında etkin bir rol oynayan bu tür yarışmaların kalemi ve kelamı şahlandırdığı muhakkaktır. Bu ulvi şahlanış içerisinde bize düşen o kudsi görev; hiç durmaksızın hakikat koşusuna devam etmek, fikir haysiyetinden ödün vermeden sanatın ve hayatın gölgesinde bilgiye, hikmete ve çileye talib olarak değer üretme cesaretini gösterebilmektir. Üretim mekanizmasını durağanlaştırmış her toplum önce tabiattan kopmuş, sonra o mutlak hakikatten tamamen uzaklaşarak mitolojik karanlıklar içinde zilleti yudumlar olmuştur. Meselenin hülasası budur. Her türlü yozlaşmayı bertaraf edecek tek bir çıkış yolu vardır. O da öze dönüş eylemini bayraklaştırmak süfli olanda uzaklaşıp fıtri olanla her dem hemhal olmaktır. Ahlak fıtratın, fıtrat tabiatın, tabiat ise Allah’ın eksenindedir. Yüceliğin değil bencilliğin ekseni etrafında dönen insanoğlunun varoluşsal buhranları çözümlenmedikçe tüm canlılar için ateşi her ocağı kül edecek çapta genişleyen bir yeryüzü cehennemi kaçınılmazdır. Bir damla petrolün bin damla masum kandan daha üstün görüldüğü, emeğin ve öz yüreğin hudutsuzca sömürüldüğü kapitalizm kökenli emperyalist bir çağda, körüklenen her Nemrudi ateşe karınca misali su taşımanın vecdiyle kendi safımızı bilip vakarımızı korumak en asli ödevimiz olmalıdır. Görev ve ödev bilincini bize ziyadesiyle hatırlatan, ruhumuzu sonsuz tefekkür yolculuğuna çağıran bu mütevazı yarışmanın fikir ve sanat hayatımıza kalıcı izler bırakacağına inanıyor ve yarışmayı düzenleyen dernek yönetimine, eser sahiplerine ve jüri heyetine çok teşekkür ediyorum.”

Ödül töreninin devam eden bölümünde sırasıyla şiir ve düzyazı dalında dereceye giren eser sahiplerine söz hakkı verildi. Eser sahipleri kısa selamlama konuşmalarından sonra eserlerinden bölümler okuyarak konuşmalarını tamamladılar.

gsbsb

referv
evfebeb

Ödüllerin takdiminden sonra ise Seçici Kurul üyelerine yaptıkları titiz çalışmalarından dolayı plaket takdimine geçildi. Takdim sırasında duygulu anlar yaşandı.

Takdim konuşmasında eğitimci yazar Fuat ÇİÇEKLİ kürsüde duygularına hâkim olamayarak, wegergarevduygularını “Söz ustası Fuat ÇİÇEKLİ şu an iflas etmiştir” sözleri ile ancak ifade edebilmiştir. Bir süre sonra kendini toparlayabilen Sayın ÇİÇEKLİ şunları belirtmiştir: “Allah Müddessir Suresinde “kalk ve uyar”  diyor. Biz de yarım asırdır bu ayete cevap vermeye çalışarak “Milletim uyan!” Dedik. Kültürümüze gayrı milli unsurlar girmiştir. Gayrı milli kültür unsurlarının tek yolu Kur’an’ı anlamak ve yaşamaktır. Onun için Yeniden Milli Mücadele dedik.  Onun için Islahat dedik. Onun için Millet dedik, eğer gerçek anlamda milleti ikame edebilirsek İbrahim milletinden olacağız.”
vsfavdsvEmekli öğretmen Hasan AŞKIN için Millet Derneği ödül töreninin başka bir anlamı vardı. Bir duygu yoğunluğu da emekli öğretmen Hasan AŞKIN Yarışmada dereceye giren Abdulkadir TÜRK arasında yaşandı. Hoca talebe ilişkisinin güzel bir örneği görüldü. Çok uzun yıllar kendisini Millet davasına vakfetmiş Hasan AŞKIN Ağabey talebelerini görünce “bunlar benim evlatlarım” diyerek duygularını dile getirdi.

Tören yarışmacıların, seçici kurulun ve dernek yöneticilerinin hatıra fotoğrafı çektirmesi ile sona erdi.

fylöjhmfg

uykfhmdtn

SHARE
Millet Derneği İstanbul Şubesi hakkında bütün haberler, semineler ve faaliyetleri takip edebilirsiniz.

YORUM YOK

VER