Taşeron

Taşeron, Fransızca kökenli bir kelime. Bir yapının tamamlanması için yapı işlerinin bir kısmının bir başkası tarafından yürütülmesi anlamına geliyor. İş bununla kalsa sorun yok. Çünkü dünyada hangi iş, tek bir kişi tarafından yapılıyor ki. Bu anlamıyla taşeronluk, bir iş bölümünden başka bir şey değil. İşi kolaylaştıran, hızlandıran ve daha ekonomik hale getiren bir uygulama. Dünyadaki hatırı sayılır şirketler, holdingler, tröstler; işlerini hep bu şekilde yürütüyorlar.

Ülkemizde sıkıntı olan konu; aynı işi, aynı maliyetle ama çalışanların ücretinden çalarak yapmaktır. Yapılan iş aynı, işverenin cebinden çıkan aynı, ama çalışanın (taşeron işçinin, elemanın) eline geçen kırpık. Kırpılan miktar, aracı durumundaki taşeronun eline geçiyor. İşin acı yanı, bu taşeronluk sistemi, taşeronların cebini doldurmaktan başka hiçbir şey yapmış olmuyor.
Ülkemizde taşeronluğu yasal hale getiren ve yaygınlaştıran erk, şimdilerde kendi getirdiği sistemi kaldırmayı bir lütuf olarak gündemde tutmaktadır. Burası çok ilginç bir durumdur: Bir icraat yapmanıza gerek yok. Bir sorun çıkarıyorsunuz; sonra bu kendi çıkardığınız sorunu ortadan kaldırmak bir icraat, bir başarı hikâyesi, bir lütuf oluyor. Yıllardır, ülkemizde yapılan, emin olun, bundan başkası değildir. Bu arada görevini hakkıyla yapan kim olursa olsun, onlara kalbi şükranlarımızı sunmak, bizim için insani bir sorumluluktur.

Kamuda 700 bine yakın taşeron eleman çalıştığı tahmin edilmektedir. Taşeron elemanların bağlı bulunduğu taşeronların büyük çoğunluğu yürütme erkinin taşeronları durumundadır. Taşeron çalışandan kırpılan para, taşeronların cebini doldurmaktadır. Herkes taşeron olamaz. Vicdanınızı bir tarafa bıraksanız bile taşeron olmak için erkin onayını almanız gerekmektedir. Bu haliyle taşeronlar, erkin taşeronluğunu yapmaktadırlar.

Yürütme erki, taşeronluğun kaldırılması yönünde bir söz vermiştir. Kamuda çalışan taşeron elemanların yaklaşık olarak dörtte biri kadarının kadroya alınması tahmin edilmektedir. Taşeronluk, iki tarafı da ele alınmaz bir değnektir. Yürütme erki, gerçekten de samimi olarak kaldırma girişiminde bulunsa, kendi taşeronunu ortadan kaldırmış olacak; bindiği(?) dalı kesecektir. Kaldırmazsa, ortada sakat, ayıplı bir durum vardır; verdiği söz vardır.

Taşeronluk sisteminin tümden kaldırılması da kendi haline bırakılması da mümkün gözükmemektedir. Yürütme erki şöyle bir çıkış yolu bulmaya çalışmaktadır: Bir kamu kurumunun asli hizmet alanında çalışan taşeron elemanlar kadroya alınacaklardır. Diğerleri için şimdilik yapılması düşünülen bir uygulama yoktur. Kamunun asli hizmet alan, kimi durumlarda farklı şekillerde yorumlanabilecek bir alandır. Yine aynı şekilde bir hizmet alanı, bir kurumda asli hizmet alanı olurken aynı iş, bir başka kamu kurumunda asli hizmet alanı olmadığından taşeronluğa uygun sayılabilecektir. Bunun pratik sonucu şudur: Hoşnutsuzluğun kaynağı olan aynı işe farklı ücret uygulaması devam edecektir.

Bir de taşeron sayılmadan taşeronluk yapan elemanlar vardır. Ücretli öğretmenler, taşeron sayılmamakta ama bakanlık taşeronluk, öğretmenler de taşeron elemanlık yapmaktadırlar. Yapılması düşünülen düzenleme burada bir düzeltme yapacak mıdır?

NEŞTER

Taşeronluğun getirdiği haksız uygulamaları ortadan kaldırmak için; yürütme erki, işçi ve işveren temsilcilerinin ilim ve irfan sahibi kimselerin de bulunduğu bir komisyonda konuyu enine boyuna müzakere edip bir sonuca varmaları gerekmektedir. Ayrıca kamu taşeron elemanlarının durumlarını düzeltmeye yönelik bir girişim yeterli değildir. Kamu dışında çalışanları da kapsayacak şekilde bütün taşeron işçilerin, elemanların durumlarına neşter vurulması şarttır.

Bir başka önemli konu da; ülkemizde milli politikanın dışında yabancı odakların taşeronluğunu yapan bütün ögelerin taşeronluğuna bir gün son verilmesidir.
Millet, milli kadroların öncülüğünde söz sahibi olunca taşeronluğa da yabancı taşeronluğuna da neşter vurulacaktır.
Allah, bu gayrete zeval vermesin.

SHARE

YORUM YOK

VER