Dolunay’ın Şavkı Vursun Şiire

İçindeki şifreyi çözebilmesi için tohumun toprakla kucaklaşması gerekir. Şairin gönlündeki şiir nüvesinin yeşermesi için de uygun bir ortama ihtiyacı vardır.
1985 yılında şiir yazmaya başlamışız. Rahmetli A. Neşet Dinçer, Tayyip Atmaca ve bir grup arkadaşla Güneysu dergisini çıkarıyoruz. Şiirin ve dergiciliğin ne olduğunu bildiğimiz söylenemez. El yordamıyla bir şeyler yapıyoruz.
Bu sırada Dolunay dergisini çıkarıyor Bahaettin Karakoç ve dergiyle beraber Dolunay Şiir Şölenleri başlıyor. Dolunay’ın her sayısı bizim için bir Kutup Yıldızı oluyor. Ona bakarak yönümüzü belirlemeye çalışıyoruz. Dergimizin sahibi A. Neşet Dinçer’le dostluğu sebebiyle Bahaettin Karakoç dergiye şiir gönderiyor. Seviniyoruz…
Çalışmalarımız devam ediyor ama yazdıklarımızın şiir olup olmadığı konusunda karar vermiş değiliz. Eserlerimizin mihenk taşına vurulması gerekiyor. Bu kaygı içimizde büyürken Dolunay Şiir Şölenine davet ediliyoruz. Biraz kendimize güven geliyor.
Şölene ülkenin en tanınmış şairleri davet edilmiş. Onlara yakın durup anlattıkları tecrübeleri ve şiirleriyle hamlığımızı gidermeye çalışıyoruz. Dolunay’ın şavkı, yüzümüzü ve gönlümüzü aydınlatıyor. Daha sonraları en az on defa arı duru ışık denizinde yıkıyoruz içimizi.
Bu yıl 18. Dolunay Şiir Şöleninin yapılacağını duyunca nice güzel hatıra parlıyor gözümüzde.
Evet, bu yıl 28 Kasım 2015 Cumartesi günü 18. Dolunay Şiir Şöleni yapıldı Kahramanmaraş’ta. “Şiirin Başkenti” kavramının oluşmasında, bu şölenlerle atılan adımların büyük katkısı olduğuna inanıyorum. Değerli üstadımız Bahaettin Karakoç’a hayırlı ömürler diliyor, katkıda bulunanlara teşekkür ediyorum…

SHARE

YORUM YOK

VER