Uzaktaki Müttefikimiz, Sınır Komşumuz Olurken

Suriye, ülkemizde ve dünyada ilk sıralardaki gündemliğini sürdürüyor. Hedeflenen noktaya varıncaya kadar da sürdürecek görünüyor. Hedeflenen noktaya varıldığında ortalığın durulacağını sanmak safdillik olur. Çünkü hedeflenen nokta insani, adil ve kabul edilebilir bir nokta olmayınca sıkıntılar devam edecektir. Ama algı operasyonları ve reklamlarla tablo, rengârenk bir manzara olarak takdim edilecektir.
Suriye’de öne çıkan üç aktör vardır:

1.Amerika. Ortadoğu ve İslam Dünyasını şekillendirme operasyonunun baş aktörüdür. Amaç, İsrail’in karşısındaki birincil fiziki engel durumundaki Suriye’nin sadmelerle parçalanarak paramparça edilmesi ve Kuzey Suriye oluşumunun sağlanmasıdır. Bu işin gerçekleştirilmesinde dolambaçlı yolları tercih etmek, en ekonomik yol olmaktadır. Olaya, İsrail’in önünü açacağız, dediğin zaman yanında kimseyi bulamazsın. Ama “Zalim Esad gitmelidir”, dediğin zaman daha asortik bir yaklaşım göstermiş olursun. PYD, Kuzey Suriye’de egemen olmalıdır, dediğin zaman da yalnız kalırsın. Ama Kuzey Suriye’yi PYD ile beraber ve hatta Türkiye ile beraber IŞİD’den temizlediğin zaman, sonra da temizlenmiş bölgeyi PYD’ye takdim ettiğin zaman kılıfına uygun bir iş yapmış olursun. Bu, her ikisi de sana bağlı olan iki piyondan kırmızı olanını sahadan çekip mavi renklileri sahaya sürmenden başkası değildir.

2.Rusya. Rus şirketlerinin Suriye’deki zengin doğalgaz rezervlerinin işletilmesi ve benzer konularda Suriye ile anlaşmalar yaptığı bilinmektedir. Bunu görmemek ya da yok saymak, başını kuma sokmaktır. Rusya, çıkarlarını korumak için her adımı atmakta kararlı olduğunu göstermektedir.
Amerika ve Rusya’nın sahanın taksimi konusunda bir anlaşma ve mutabakata vardıkları bellidir. Hatta ikisinin sahadaki varlığı, birbirlerinin çıkarlarına engel teşkil etmeyip aksine işlerini kolaylaştırmaktadır. Amerikan tehdidi ile işletmelerin Rus firmalarına uygun koşullarda verilmesi ve buna mukabil Rusya’nın da Kuzey Suriye’yi görmemesi.

3.Türkiye. Temel olarak hiçbir tezi olmayan ve bölgede bir taşeron gibi istihdam edilmek istenen tek ülke ne yazık ki Türkiye’dir. Bir ülkenin, bir başka ülkenin, hele bir komşu ülkenin devlet başkanının görevden uzaklaştırılması gibi bir görev ve misyonu olabilir mi Allah aşkına? Bunun akılla, iz’anla, ilim irfanla, diplomasiyle, insanlıkla… alakası olabilir mi? Bu, kulağına üflenen bir fısıltının yüksek sesle seslendirilmesinden başka bir şey midir acaba?
Bizim apartmanımızla aynı zemini paylaşan devasa bir yapının ana kirişlerinden birisi bizim hoşumuza gitmiyor ve ısrarla “Bu kiriş, benim hoşuma gitmiyor; bu kiriş buradan kaldırılıp atılmalıdır.” diye fezeyan ediyoruz, ama o kirişin yerinden oynaması, bizim meskenimizin durumunu nasıl etkileyecek, düşünmüyoruz bile (?).
Geniş kapsamlı bir yangından birilerini kurtaramayız. Kurtarmaya giden kurtarıcının heba olması bile işten değildir. Bucakbayırlı kardeşlerimize olan ilgimizin, bizi sahaya çekmek için bir tuzak olarak kullanılmasına asla fırsat vermemeliyiz. Ayrıştırma formülünün figüranı olamayız. Kucaklayıcı bir yaklaşımla Bucakbayırlı kardeşlerimizi de öteki kardeşlerimizi de insan kardeşlerimizi de bu yangından kurtaracak girişimlerimiz olmalı; yangını söndürmeliyiz.

Düşürülen Rus uçaklarının paraşütle atlayan pilotlarının Suriye topraklarına iniş yapmaları düşündürücü.
Ne garip bir durum ki; etrafımız piyon oluşumlarla örülüyor ve biz bu oluşumların oluşumuna su taşıyoruz.
Olay budur. Gaza gelmek ve yığınları gaza getirmek kolaydır. Olması gereken ise ilim ve irfanı amil ve hâkim kılmaktır.
Suriye konusu, yukarıda özetlemeye çalıştığımız ana eksende devam etmekte, yığınları bu ana eksene göre manipüle etme işlemi taktiksel bazda yapılmaktadır.
Hiç kimse Suriye süt liman demiyor. Ama Suriye’deki sorunlar, başka ihanet planları için argüman ve malzeme olarak kullanılıyor.Asıl sorun, ihanet planlarının taşeronu ve kurbanı olmamaktır.

Yaban eller Suriye’ye ve bölgeye hiçbir zaman huzur getirmeyecektir. Bölgedeki yarayı ancak ve ancak bölgenin sakinleri iyileştirebilir.
Türkiye’nin yetkin bir liderlik kadrosundan yoksun oluşu ne acı.
Hiçbir zaman zulme razı olmayacağız. “Ve Allah zulmedenleri sevmez.”

 

SHARE

YORUM YOK

VER