Kitlenin Aklı

Türk Dil Kurumu sözlüğünde “kitle” kelimesi; “Bir yerde toplanmış, bir araya gelmiş insan topluluğu” anlamına gelmektedir. Yani kitle fertlerin oluşturduğu devasa bir kütledir. Ona ulaşılması, desteğinin alınması, sevgisinin kazanılması arzu edilen bir hedeftir. Bu nedenle her sektörün bir hedef kitlesi vardır. Herkes kendi hedef kitlesinin ilgisini çekmek ve gönlüne girmek için türlü atraksiyonlara girişir. Bütün çaba kitlenin fark ettiği marka, kurum ya da birey olmaktır. Bu arada kitlenin beklentilerini öğrenmek ve onu etkilemek için uzmanlık devreye girer, bilim kafa yorar. Bütün çaba kitlenin ruhunu anlayıp ona uygun tavırlar geliştirmektir.
Bu çalışmaları ilk yürüten bilim insanlarının başında ünlü Fransız sosyolog Gustave Le Bon gelir. 1895 yılında yazdığı “Kitleler Psikolojisi” adlı eserinde kitlelerin davranışlarının bir yasası olduğunu, bireyin nasıl kendi kimliğinden soyunarak kitleyle özdeşleştiğini, nasıl bambaşka bir kimliğe büründüğünü tespit eder. Le Bon, daha da ileri giderek kitlenin aklının olmadığını ileri sürer. Aklını, bilgisini, unvanını ve kimliğini vestiyere asarak sokağa çıkan fert kitleye karışır ve kitlenin malı olur. Onu yöneten duygularıdır. Kitle içinde öne çıkan lider görünümlü kişi veya kişilerin iradesine/idaresine bırakır kendini. Bu lider ya da liderler stadyumda amigo iken, eylemde “vurun kahpeye” diyen provokatördür.
Bütün bunlar bize yakın tarihte yaşayarak şahit olduğumuz birçok sosyal ve siyasi olayı hatırlatır. Kimin nasıl organize ettiği bilinmeyen kitleler, kısa sürede kontrol edilemeyen bir güce dönüşerek telafisi mümkün olmayan sonuçların yaşandığı hadiselere sebep olur. Kitle psikolojisini bilmeden toplumsal olayları anlamak mümkün değildir. Bu yüzden toplumsal huzuru ve güvenliği sağlamakla görevli olanların bu bilgiye sahip olmaları elzemdir. Çünkü bilgiyi ve hikmeti kendisine rehber edinen her yönetim için bilim en kıymetli yol göstericidir.
Kitleleri yönetmek ve yönlendirmenin bir başka ve en etkili yolu ise kitle iletişim araçlarıdır. Bu yolla toplum bir her türlü siyasi, sosyal, ekonomik ve kültürel rüzgârın etkisi altında bırakılabilir ve kitleleştirilebilir. Bu bir toplum mühendisliği projesi olabildiği gibi, bir ticari faaliyet de olabilir. Yani kitle iletişim kanallarını elinde bulunduran güçler kitlelere daha kolay ulaşıp, onu yönetebilir, onun enerjisini siyasi ya da ekonomik ranta dönüştürebilir. Sürekli propaganda yoluyla kitle kendi aklı yerine, kitle iletişim araçlarının aklı ile düşünmeye başlar. Bu tasarımcılar için sempatik bir durumdur. Aksine tavır geliştirenlere vurulacak yafta hazırdır: “Marjinal”, yani aşırı uç.
Bu rahatsız edici bir durumdur. Tabii olarak rahatsız edenle, rahatsız olan arasında her zaman bir mücadele vardır. Muzdariplerle toplumu kitleleştirerek gemisini yürütenler arasında yaşanan bu mücadelede atılan tek slogan: “Milletim Uyan!” dır. Millet, uyanır mı? Uyanırsa ne zaman uyanır, bilinmez. Aslolan bu mücadelede bugünden yarına sonuç almak değil, süreçten kopmamaktır.

SHARE

YORUM YOK

VER