Beyşehir Gölü Yaz Gençlik Kampı

808

Yolculuğumuz biraz tedirgin bir şekilde başlamıştı. Kampımıza bu sene çocuklarımızın da teşviki ile başta kendi ailem olmak üzere hanımlar da ayrı bir ilgi göstermişlerdi. Tedirginliğimiz hanımların evlerinde oluşturdukları konforlu bir hayat tarzının kampta olmayacağından ve gece de çadırlarda yatılacak olmasından kaynaklanıyordu. Hanımları bu konuda rahatlatmak bizlere ve çocuklara düştü. Yolculuğumuzun sonunda Beyşehir gölü yaz gençlik kampı merkezine gelmiştik. Geçmiş yıllarda olduğu gibi kampımızın genel sorumlusu Mehmet Ali Küçükgüzel, Oymak Beyimiz Hüseyin Abdullahoğlu ve ekibi çadırlarımızı hazırlamışlardı.

Kampın ilk akşamı, evlerinde sıcak ve konforlu yataklarında yatanlar ilk defa çadırlarının pencerelerinden mehtabı seyretmenin huzuru ile uyuyarak baştaki tedirginlik atılmıştı. Kampta tamamen düzenli bir hayat bizleri bekliyordu. Hemen bir görev dağılımı yapılarak herkes kendi sorumluluk alanı içerisinde işlerini yürütmeye başladılar. Bana düşen görev de katılımcıları namaza kaldırmak, ezan okumak ve semaverde çay demlemek. Geçmiş senelerde alıştığımızın dışında namaza kaldırırken özellikle de sabah namazına kalkmada zorlanan çadır sakinleri için ezandan sonra bir de müzikle kaldırmak gayet etkili oldu. İstanbul ekibini ney sesi ile “uyan ey uykusu bol gözlerim” dinletisi, Karadeniz ekibini horon sesi ile İç Anadolu ekibini “Ankara havaları” ile uyandırmak ciddi manada etkili oldu ve gençlerin hoşlarına da gitmişti. Kahvaltı, spor ve çevre temizliğinden sonra düzenli bir şekilde yapılan dini ve milli içerikli kültür çalışmaları da katılımcıların ayrıca ilgisini çekmiş ve sorular sorular… Böylece gençler dini, milli ve kültürel programlarla kendilerini geliştirme imkânı buldular. Ardından Beyşehir Gölü’nün serin sularına kendimizi bırakmanın zevki. Gölde bizden başka kimsenin de olmaması ailelerimizi ayrıca memnun etmişti.

Planlandığı şekilde gezilerimizde başlamıştı. Önce Beyşehir ilçemizin tarihi eseri olan Eşrefoğlu Camisi gezildi. Gerçekten muhteşem ve görülmeye değer bir eser. Mimari özellikleri ve tarihi kısmı bir yana, rehberimizin anlattığı bir olay gerçekten çok önemli ve dikkat çekiciydi. Normalde Eşrefoğlu cami dikdörtgen yapılı. Dikdörtgenin bir kenarı yol güzergâhına denk gelir. Mimar bu durumda kamu hakkını gözeterek caminin yola gelen kısmını kamu hakkına zarar gelmesin diye dikdörtgen yapmaktan vaz geçerek kesik bir şekilde yapar. Burası camidir diye kamu hakkına girilmemiş, kamu hakkına ve hukukuna riayet edilmiştir. İşte atalarımızın “kul hakkı” anlayışı, işte “medeniyet.” Böyle bir şey bugün yapılsaydı neler olurdu acaba? Onu da varın siz düşünün artık.

Daha sonra yolculuğumuz Hititler Dönemi′nde yapılmış su anıtı olan Eflatun Pınarı Tarihi Kalıntıları ile tarihe bir yolculuk yapıldı ve doğal kaynak suyundan kana kana içme imkânı oldu. Yolculuğumuz sırasında gençler soruyor.
Neden eflatun pınarı denilmiş buraya?
Şakacı gençler ise cevap veriyor.
-Eflatun yaptırmış burayı(!)
Gençlerden bir tanesi, Eflatun ne demiş diye soruyor.
‘Bir su olsa da içsek’ deyince kahkahalar kopuyor.
Şaka bir yana buz gibi doğal kaynak suyundan kana kana içiyoruz. Tarihi kalıntılarla bir defa daha tarih yolculuğu yapıyoruz.
Eflatun Pınarı gezisi ardından Beyşehir gölü içindeki adalara yat gezisi yapılarak göl havası teneffüs ediyoruz.

Daha sonraki günlerde Kampa katılan gençler, düzenlenen Seydişehir turu ile Tınaztepe Mağarası, Gidengelmez Dağları, Kuğulu Park, Seyid Harun Veli Camii, Şeyh Abdullah Efendi türbesi, Tarihi Seydişehir Evleri ile çevrenin doğal ve tarihi zenginliklerini yakından tanıma imkânı bulduk. Tarihi Seyid Harun camiinde Cuma namazını eda ettik. Cemaat kalabalık, caminin içi ve bahçesi tıklım tıklım dolu. Yunus arkadaşımız kalabalığı görünce “Bu camiiler böyle doldukça MİLLET düşmanları amacına ulaşamayacaktır.” Diyerek samimi duygularını dile getiriveriyor aniden.
Ve nihayet tedirgin olarak başladığımız yolculuğumuz kısmen hüzne dönüşüveriyor. Artık ayrılma zamanı gelmişti. Kimi üzgündü kamp bitiyor diye.Keşke biraz daha devam etseydi diyorlar . Kimi heyecanlıydı aileleri ile buluşacakları için. Gelecek sene buluşmak görüşmek umuduyla veda etmiştik Beyşehir’e. Bu güzellikleri yaşattığı için öncelikle Yüce Yaratıcımıza sonsuz şükürler olsun. Millet Derneği’ne, dernek yetkileri Mehmet Ali Küçükgüzel ve Hüseyin Abdullahoğlu çok teşekkürler. Teşekkürler katkısı olan bütün MİLLET Gönüllüleri. Allah razı olsun.

 

SHARE

YORUM YOK

VER