Ramazan ve Kur’an

Bir ramazan ayında yine beraber düşünelim, analizler yapalım, arayışlara girişelim ve sonuçlara ulaşmak üzere; Yüce Yaratıcının rahmet, bereket, necat, bağışlanma içeren bu aydan istifade etmek dileğiyle…
Kuşkusuz ramazan; oruç ve Kur’an ile ilişkilendirilince anlamını bulur. Mantık dilinde,” içlem ve kaplam” terimleri vardır. Arapçada, “ külli ve cüz” Türkçede yaygın ifade olan “ parça-bütün” ifadeleri de sanırım konumuzu açıklamakta yardımcı olacak terimlerdir.
Birçok inanan bilir ki Ramazan’ın özelliği Kur’an bu ayda indirilmeğe başlamıştır. Bu bilgi de bize “Kadir” suresinde bildirilmektedir. Yani özellik Kur’an’ın insanoğluna indirilmesidir. Yani yolunu şaşırmış insanoğluna bir direktif, bir, kılavuz, bir yönerge, bir rehber bir beyanname olarak, Cenab-ı Hak tarafından gönderilmiş bir ‘Nazm-ı celil’ ve le zikrullâhi ekber = Allahın zikri (Kur’an’ı) en büyüktür. Ankebut-45. ayette geçen bu ifade genellemedir. Çünkü Kur’an küllidir. Diğer emir, tavsiye ve yasaklar ifade eden eylemler ise birer cüzlerden ibarettir: Namaz gibi, oruç gibi, zekât gibi ve diğer… Dini bir bütün olarak anlamak, kavramak için bütüne bakmak gerek. Bütün içinde parçayı kavramak daha sıhhatli ve gerçekçidir. “Parça bütünden küçüktür” prensibi içinde bu bir bakıma felsefi anlamıyla “tümdengelimdir.” Sözü fazla uzatmadan İslam dünyasında görülen gerilik, hurafeler ve ister istemez yanlış kaderci anlayışın oluşturduğu atalet ve kaos. Özellikle Türkiye’de cüzleri külliler yerine koyarak onlar üzerine inşa edilmek istenen dini yapı bütün yanılgıların baş sebebidir. Yanılgı, yarım anlamak kaynaklı, düşünemezlik, tefekkürsüzlük, akletmeme.
Allah, ilk emir olarak “oku” diyor, bir bakıma ilk farz. Okuyor muyuz, Bir istatistik rapora göre halkın %92 si okumuyor Türkiye’de. “Yani yarın şu ramazan günü yapılan hatimleri siz okumak olarak kabul etmiyor musunuz” diyebilir bazı insanlarımız. Deriz ki “Müzemmil” suresi ilk dört ayetine bakınız. 4. Ayetinde “….. verettilil Kur’ane tertilâ. “Kur’anı yavaş yavaş, tane tane, düşüne düşüne oku. Meal bu. Ve bu ayetler nazil olurken Kur’an’dan nazil olan ayetlerin toplamı beş sayfayı geçmez. Müzemmil iniş sırasına göre Kur’anın 3. Suresidir. Yani Sevgili Peygamberimiz, geceleyin kalkacak her gece bu beş sayfayı ağır ağır, düşüne düşüne, tane tane okuyacak. Ya biz, ramazanda 5 sayfayı ışık hızıyla 5 dakikadan okumuyor muyuz? Ayrıca manasını da bilmeden, Allahımızın ne mesaj verdiğini merak etmeden, anlamak gibi bir çabamızın da olmadığını da düşünerek, kararı siz verin. Bu hatimin kime faydası var, Böyle bir okumayı Allah ve resulü istemiş ve kabul etmiş mi?
Saf olmaya gerek yok, böyle olmasını isteyenler var. Onlar çeşitli mitosların emriyle olduğunu söylemek durumundayız. Bugün Türkiye’de kahır ekseriyet hurafeci(uydurma ile karışık) dinin etkisi altındadır. Yöneticiler de bu durumu çok iyi bilirler. Bu durumdan her türlü tağutçular, kapitalistler, bu düzenin devamında menfaati olan herkes bu anlayışın değişmesini istemiyor. Diyanet dâhil, bu yapının yerine gerçek ve Kur’an –sahih sünnet anlayışının geçmesi demek tüm otoritelerini bu yanlış anlayışın devamında görenler hak ile yeksan olacaklar, mevki ve makamlar amirler ve memurlar, mustazaflar,ağniyalar, dükler, kontlar ve baronlar kendilerini ayakta tutacak kitleleri oluşturmuyorlar mı? Onun İçin Ey Kur’an’a, Allah’a çağıranlar – eğer birilerinin iri ve diri kalma nedenine dokunuyorsa “ sen bu ülkede anlaşılmazsın; anlaşılmamak için bin bir çeşit gayrimeşru, gayri ahlaki tüm yöntemlerle seni yok etmeğe çalışırlar. Ama gam değil, biz birilerinin süfli emellerini bin bir tuzak, kandırma ve aldatma planlarını hesap ederek yolumuzu belirlemiş ve Allah’tan başka korkacak bir otorite de tanımadığımızı ve “din Allah’ın oluncaya, yeryüzünde de fitneden eser kalmayıncaya kadar mücadele” emrini Rabbimiz bize gösterdikten sonra; gerisi vız gelir bize, bu böyle biline.
O halde Kur’an-ı Kerim’in indirilmeğe başlandığı bu ayda insanlarımızı Hz. Peygamberimizin okuduğu gibi anlayarak düşünerek okumaya çağırıyoruz, Anlamak, amel etmek için bir ayda bitecek diye bir kural da yok. Hafızlar hafızalarını oto kontrol için hatim yapabilirler bu ayrı.
“Hepiniz Kur’an’a sımsıkı sarılın, onu okuyun, okuduklarınız üzerinde etraflıca ve ayrıntılı olarak düşünün, anlayın ve hükümlerini hayatınıza uygulayarak maddi ve manevi her türden kötülüklerden, belalardan ve sıkıntılardan korunun. Kur’an’dan ayrılmayın. “(Ali İmran/103)
Kur’an’ı okuyunca gördük ki Rabbimiz sosyal ilişkilerde neler yapmamızı tavsiye buyuruyor:

“Samimiyetle sıkıntılara göğüs gerenler başlarına bir felaket geldiğinde ‘Biz Allah’a aidiz ve O’na döneceğiz’ derler. İşte böyleleri için Rablerinden onlara destek ve her türlü iyilik vardır. Ve işte onlar başarıya ulaşanlardır.” (Bakara/156-157)
“Allah, Kur’an buyruklarına içtenlikle uyarak insanlara fikirsel, sosyal ve parasal yardımlarda bulunmak suretiyle kendisine yardım edenlere kesinlikle yardım eder.” (Hac/40)
“Allah, sahip olduğu nimetlerin karşılığını ödeyenlere, vergilerini verenlere, insanlara yardımcı olanlara hak ettikleri ödülü fazlasıyla verecektir. “ (Ali İmran/144)
“İyilikler kötülükleri giderir, engeller, yok eder ve ortadan kaldırır.” (Hud/114)
“İhtiyaç sahiplerine maddi yardımda bulunmak ve insanlara iyi davranmak, insanı temizler, arındırır ve yüceltir.”(Tevbe/103)
“Yoksullara yaptığınız her iyilik kendi yararınızadır. Yardımlarınız yalnız Allah’ın hoşnutluğunu kazanmak için olmalı. Yaptığınız her iyiliğin karşılığı size eksiksiz ödenecektir. Asla haksızlığa uğratılmayacaksınız.” (Bakara/272)

SHARE

YORUM YOK

VER