İstanbul Barosu Türk Halk Müziği Topluluğu’ndan Derneğimize Ziyaret

0
1

2004 yılından bu yana çalışmalarını aralıksız olarak sürdüren İstanbul Barosu Türk Halk Müziği Topluluğu, Derneğimizi ziyaret ederek iki gün boyunca çalışmalarına Derneğimizde devam etti.

İki günlük ev sahipliğimizden dolayı teşekkürlerini sunan Şef A.Tekin KUMAŞ “Millet Derneği, Koromuza kucak açarak bizleri hem mutlu etmiş hem de onurlandırmıştır. Halk müziğinin anlam ve öneminin farkında bulunan böyle bir sivil toplum kuruluşunun varlığının ülkemiz için bir şans olduğunu düşünüyorum” demiştir.

Konuyla ilgili olarak görüş bildiren Dernek Yöneticileri “Millet Derneğinin en önemli amaçlarından birinin, küresel kıskaç altında bulunan milli kültürümüzü yaşatmak olduğunu dile getirerek; halk müziğinin (türkülerin) tam da kültürümüzün orta yerinde parlayan bir yıldız olduğunu, bu yıldızın ışığından yararlanmaya çalışan herkese, her zaman, seve seve kucak açacaklarını ve birlikte çalışmaktan keyif duyacaklarını” iletmişleridir.

Millet Derneği olarak ziyaretlerinden dolayı İstanbul Barosu Türk Halk Müziği Topluluğu’ na teşekkür ediyor, başarılarının devamını diliyoruz.
Türkülerimiz

Türküler yüreğimizin dili, başımızın sevda yelidir. Anadır, bacıdır, kardeştir, gurbete gidip dönmeyen oğul, hasret çeken yavukludur, Anadır, Anadolu’dur türküler.

Türkülerin olmadığı yerde çiçekler açmaz, kuşlar cıvıldamaz, akmaz derin-dingin ırmaklar hasrete; bahçeye dikilen fidanlar yeşermez türküler olmadıkça… Çiçekler kokmaz türkülerin geçmediği yollarda…

Türküler umuttur, hasrettir, vefadır, dostluktur ve yüreğimizde kıvrım kıvrım dolanan ince bir yoldur sılaya uzanan gurbet ellerde. Dermandır dermansız kalanlara… Yüreğin gurbetinde büyüyen, özlemleri kor kor, demet demet sunan iki damla hasret çiçeğidir türküler… Yüreğimizdeki sevgi kıpırtılarıdır, sevgi pınarıdır gürül gürül hasrete akan…

“Ah bu türküler
Türkülerimiz
Ana südü” gibi candan
Ana südü” gibi temiz
Türkülerde tüter dağ dağ, yayla yayla
Köyümüz, köylümüz, memleketimiz”.

Türküler kanatsız kaldığımızda kanadımız, efkarlı olduğumuz ve yalnız kaldığımız gecelerde tesellimiz olmuştur. Sesimizim çıkmadığı yerde sesimiz, nefesimizin kesildiği yerde nefesimiz olmuştur türküler….

Bazen toprağa düşen su damlası gibi düşüp yüreklerimize ayrılık ateşini söndürmüş. Yağmur olup bizi vuslatına erdirmiş bazen… Bizim canımız, coğrafyamız, anamız, yarimiz, gurbet ellerde tek teselli kaynağımız olmuş türküler. Memleketin başı dumanlı dağlarından, yemyeşil ovalarından, bağlarından, pınarlarından turnalarla haber beklemiş, seher yelleriyle selam yollamışızdır sevdiklerimize türkü türkü.

“Ah bu türküler, köy türküleri
Mis gibi insan kokar, mis gibi toprak
Hilesiz hurdasız, çırılçıplak
Dişisi dişi, erkeği erkek
Kaşı kaş, gözü göz, yarası yara
Bıçağı bıçak.
Ah bu türküler, köy türküleri
Karanlık kuyularda açılmış çiçekler gibi
Kiminin reyhasından geçilmez
Kimi zehir, kimi zemberek gibi.”

Geceleri uzanıp kalınca gurbet yataklarına yorgun ve kimsesiz; bir türkü nağmesi gelmeyiversin kulağımıza, dumanlanır hemencecik gözlerimiz; ince ince bir sızı sızar yüreğimize… Türküler damlayan gözyaşlarımızdır yağmurlu gecelerde, yanağımızdan süzülen pınarlardır…

Türküler değil midir? Buram buram hasret kokan toprak gibi; Emek gibi, ekmek gibi, ter gibi, bir çocuğun elindeki taze somun gibi… Türküler değil midir? Dünyanın en muhteşem gelini, en sabırlı anası… Türküler değil midir? Özümüz, sözümüz, gözümüz; yollarda yoldaş olup dağlar denizler aşan bizimle…

Türkülerimiz acılardan damıtılmış gözyaşı, yangınlardan yüreğimize düşmüş madımak, mevsimlerden bahar, vakitlerden akşam; Çiçeklerden gül, figanda bülbül, kuşlardan turnadır…

“Ah bu türküler, köy türküleri
Ne düzeni belli, ne yazanı
Altlarında imza yok ama
İçlerinde yürek var
Cennet misali sevişen
Cehennemler gibi dövüşen
Bir çocuk gibi gülüp
Mağaralar gibi inleyen
Nasıl unutur nasıl
Ömründe bir kez olsun
Halk türküsü dinleyen…”

Nuri CAN

 

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here