Tanrı Krallar

    0
    1

    Yazımızın başlığı belki size anormal gelebilir. Bu sizi şaşırtmasın. İnsanlık tarihinin en derin anından bu yana topluluklara rastlamaktayız. Bu oluşumlar bu güne göre karanlık çağlarda çok basittir. Ama günümüze doğru yaklaştıkça büyüyerek farklılaşmıştır. Ancak değişmeyen bir olgu vardır. İnsan toplulukları bir lider etrafında kümelenmişlerdir. En basit klan hayatından büyük soy topluluklarına, millet yapılanmasına kadar lider tarafından sevk ve idare edilmişlerdir ve ediliyorlar. Bu insan topluluklarının varlık ve bekası için zarurettir.
    İşte burada liderin kişiliği tartışma konusudur. Çok eski çağlardan beri lidere ne gibi bir sıfat ve kimlik verilecektir tasası yaşanır. Ona tanrısal bir kimlik verilsin mi verilmesin mi. Liderin tanrı ile ilişkisi ne olsun. Yani o tanrının sıradan ve mütevazı bir kulu mu olmalı yoksa ona tanrısal bir sıfat mı izafe edilmeli. Yahut tanrı tarafından görevlendirilmiş ve onun desteğinde bir kişilik mi verilmeli.
    Kur’an-ı Kerim’de (BAKARA:258), İbrahim(as)’in başına bela olan Nemrut’un ilahlık(tanrılık)iddiasında bulunduğu belirtilir. Bu hükümdar, Arami imparatorluğunun başında bulunuyordu.
    Eski Mısır medeniyetine baktığımızda şunu görürüz. Kral, tanrının ta kendisidir. Mesela Hz. Musa’nın başına bela olan Firavun böyle algılanmıştır. Kuranı kerimin beyanına göre o kendisini en büyük tanrı ilan etmiştir.
    “ Firavun: Benden başkasını tanrı edinirsen, ant olsun ki seni zindanlıklardan ederim! Dedi”. (TAHA:29)
    Romalılarda ise kral yarı tanrıdır. Etki alanındaki insanlar hükümdarlara tanrı itaati yapmak durumundadır.
    Bizim geleneğimizde hükümdar Allah’ın kuludur. Tanrılık iddiası yoktur. Allah’ın yeryüzünü adaletle idare etmekle yükümlü kıldığı bir ‘halife’dir. Zıllullahi fil ard derken padişahlarımız bunu kast etmişlerdir. Yoksa kendilerinde tanrısallık hissetmemişlerdir. Onlar kupkuru bir hâkimiyet peşine düşmemişlerdir. Osman Gazinin oğlu Orhan gaziye uyarısı/vasiyeti bunu ifade eder. Onlar İ’lay-ı kelimetullah sevdasındadır. Bu nedenle de lüks ve israftan ve kibirden kaçınmışlardır.

    BİR İNSAN ALLAH’IN BÜTÜN SIFATLARINI ÜZERİNDE TAŞIYABİLİR Mİ?

    2014 30 Mart seçimleri arifesinde bir şahıs AK Partiden aday/aday adayı olmuştu dönemin Başbakanı için aşka gelip Allah’ın bütün güzel sıfatlarını üzerinde taşıyan lider nitelemesinde bulunmuştu. Eğer o zat ayık vaziyette bunu söylemiş ise derhal tövbe etmelidir. Aksi halde şirke düşmüş olur. Bir diğer önemli husus, Sayın Recep Tayyip Erdoğan’ın bu şahsın suratına- tabir yerinde ise-okkalı bir tokat aşk etmesi gerekirdi. Ancak ben böyle bir tepki duymadım. Aslında bunun savsaklanacak tarafı yoktur. İnsanların liderlerine insanüstü sıfatlar yakıştırması tamamen şirktir. Ayrıca hiç bir kimse ‘rahmetim gazabımı geçmiştir’ diyemez. Bu laf söyleyenin kendisini tanrılaştırmış olduğu kanaatine götürür ki, yazımızın başlığı bu iki hususa yöneliktir. Hiç bir Müslüman, hiçbir kimseyi tanrılaştıramaz ve hiçbir kimse de kendisini Tanrı mevkiinde göremez. Her iki hal de şirktir. Bu kanaatte olanlar derhal tövbe etmelidirler.

     

    CEVAP VER

    Please enter your comment!
    Please enter your name here