Bu Osmanlıcaya Mı Dönelim: Hangi Osmanlıca

    0
    1

    Osmanlının en meşhur şairlerinden Baki’den sözlerle konuya giriş yapalım
    1 – Bâkî kalan bu kubbede bir hoş sedâ imiş.
    2 – Hûbolan elbette kendini gösterir.
    3 – Mu’ayyen kıssadur sevmek, sevilmek mâ-takaddemden.
    4 – Nâdân komaz ki, mercüm-i dânâ huzûr ede.
    5 – Dil derdini gamunla dil-efgâr olan bilür. Bî mâr halini yine bî mâr olan bilür.
    6 – Tutdı cihânı pertev-i hüsnün güneş gibi. Daldı sadâ-yı aşkun ile kâh-ı kün fekân.
    7 – Her çi gûyem ’ışk-râ şerh ü beyan. Çü be- ‘ışk âyem hacil başem ez-ân.
    Bu bir Osmanlıca örneği. Buna mı dönelim, bu dile dönünce ne oluyor, ahlak fazilet, medeniyet sahibimi oluyoruz; yoksa bilim ve teknikte yükseliş mi gösteriyoruz. Ve bu dili bıraktığımız için mi üç kıta yedi denize hâkim bir imparatorluk kayboldu yıkıldı tarih oldu. Baki bugün yaşasaydı yukarıdaki sözlerini şöyle değiştirecekti:

    1 – Bu kubbede ebedi kalan bir hoş ses imiş.
    2 –Güzel olan elbette kendini gösterir.
    3 – Sevmek, sevilmek eskiden beri bilinen bir hikâyedir.)
    4 –Cahil rahat bırakmaz ki, âlim kişi rahat ede.)
    5 Gönül derdini gamınla gönlü kırık olan bilir. Hasta halini yine hasta bilir.)
    6 Güzelliğinin ışığı güneş gibi dünyayı tuttu. Kün fekân sarayı (dünya), aşkının yankısı ile doldu.)
    7 – Aşk üzerine ne zaman şerh ve beyanda bulunsam, aşka gelirim ve ondan utanırım.)
    Söyleyin Allah aşkına hangisi daha güzel, daha açık ve daha anlaşılır. Öyle ‘’ Osmanlıca bilim dili, felsefe dili’’ söylemleri gerçek dışıdır. Hatta bilimsel eserler Osmanlıcanın ikinci ifade tarzı ile yazılmıştır. Osmanlı nesri yani dil ve anlatımı üç ayrı niteliktedir: 1. Süslü nesir(düzyazı). 2. Orta nesir. 3. Sade nesir. Bu üç ayrı ifade, yazı anlatımları nerelerde hangi eserlerde kullanılmış onları görelim. 1. Süslü nesir, içindeki kelimelerin yüzde yirmisi Türkçedir, geriye kalan %80 ‘ in % 40 Farsça, %40 Arapça kelimelerden oluşmuş bir ifade biçimidir. Buna ‘’ Osmanlıca diyorlar.’’buna bir örnek metin yazalım.

    Bir lebi gonca yüzü gülzar dersen iste sen
    Har-i gamda andelib-i zar dersen iste ben

    Lebleri mül saçlari sünbül yanagi berk-i gül
    Bir semenber serv-i hosreftar dersen iste sen

    Payine yüzler sürer her serv-i dil-cuyun revan
    Su gibi bir asik-i didar dersen iste ben

    Yüzde yetmiş Farsça kelimelerden oluşmuş bir dil. Anladınız mı şair ne dedi? Bu nesrin örneklerini Veysi ve Nergisi de bulabilirsiniz.
    2. Orta Nesirdir, bu tarz Osmanlıca ile bilimsel eserler yazılırdı. Metnin içindeki kelimelerin % 80 ‘i Türkçedir. Diğer yirmi bilim koluna ait terimlerdir. Bilim yapma kuralı gereği ‘’ilk üretenin kavramını kullanmak ‘’ bilimsel ahlak ve adettir. Örnek Kâtip Çelebi ve diğer bilim adamlarının eserleri hep bu anlatım şekli ile olmuştur. 3. Sade nesirdir ki dini, ahlaki ve öğretici ( didaktik) eserler bu Osmanlıca ile anlatılırdı. İçindeki kelimelerin hemen hemen tamamına yakın bir kısmı Türkçe kelimelerdir. Dini kavramlar sadece Arapça veya farsça olurdu. Abdest, namaz, zekât, oruç gibi… Amaç halkı bilgilendirmek olduğu için halkın anlayacağı dilden yazılı ve sözlü anlatım sade idi. Ahi bildirileri, fütuvvetnameler, lonca düsturları vb. hep bu dil ile yazılırdı. Osmanlı devleti yıllarında ve daha önce ve ortalarında yaşamış olmalarına rağmen Osmanlıca denen dile hiç rağbet etmemiş Öz Türkçe ile büyük eserler ortaya koymuş şair ve yazarlarımız da çoktur ve meşhurdurlar. Örnek: Yunus Emre. Felsefenin en şaheseri değil mi ona ait şu sözler:

    Beni bende demeyin bende değilem
    Bir ben vardır bende benden içerü.
    Ayrıca şu ifadedeki mana zenginliğine bakar mısınız.
    Çıktım erik dalına anda yedim üzümü.
    Bostan ıssı eğitti, niçin yersin kozumu.

    Felsefenin daniskası değil mi bunlar? ( Erik ağacı-bu ağaçta üzüm yeme- bostan sahibi de: cevizimi niçin yiyorsun demiş) işte felsefe bu.
    Demek ki bir insan, bir millet en güzel eserlerini kendi dil ve anlayışı ile ortaya koyar,amacımız anlamak, anlaşılmak ve anlatmak ise, pragmatik bir zihniyetiniz varsa,,,
    Allah Kuranda bildiriyor: ‘’ Biz her peygamberi kavmin dili ile gönderdik ki iyi anlatsın ve iyi anlasınlar diye. ‘’
    Yani sizler Osmanlıcanın o ağır metinlerini o anlaşılması zor metinlerini Osmanlı halkının anladığını veya kullandığını mı zannediyorsunuz. O dil bir avuç aydın insanın lüksünden başka bir şey değildir.

    Ey pây-bend-i dâm-geh-i kayd-ı nâm ü neng
    Tâ key hevâ/yi meşgale-i dehr-i bî-direng

    An ol günü ki âhir olub nev-bahâr-ı ömr
    Berg-i hazana dönse gerek ruy-ı lale-reng

    Âhir mekânının olsa gerek cür’a gibi hâk
    Devrân elinde irse gerek câm-ı ayşa seng
    Bu şiir de Bakiden alınmıştır. Kaldıki Divan edebiyatında edebi sanatları en az kullanan bir sanatçıdır. Baki. Sultanüş- şüera ünvanını almıştır. Yani ‘’ şairler sultanı’’
    Öz Türkçe ile sade Türkçe ile çok sayıda şair yazarın eserleri de mevcuttur. Osmanlı döneminde yaşadığı halde. Yalnız bir Örnekle bu yazıyı kapatıyorum. Karacoğlan’ dan

    Dinle, sana bir nasihat edeyim,
    Hatırdan, gönülden geçici olma.
    Yiğidin başına bir iş gelince,
    Sırrını ellere açıcı olma.

    Mecliste arif ol, kelâmı dinle,
    El iki söylerse, sen birin söyle.
    Elinden geldikçe iyilik eyle,
    Hatıra dokunup yıkıcı olma.

    Dokunur hatıra kendini bilmez,
    Asılzadelerden hiç kemlik gelmez.
    Sen iyilik et de, o zayi olmaz,
    Darılıp da başa kakıcı olma.

    El ariftir, yoklar senin bendini,
    Dağıtırlar tuzağını, fendini.
    Alçaklarda otur, gözet kendini,
    Katı yükseklerden uçucu olma.

    Muradım nasihat, bunu söylemek,
    Size layık olan, onu dinlemek.
    Sev seni seveni, zay′etme emek,
    Sevenin sözünden geçici olma.

    Karac′oğlan der ki: Sözün başarır,
    Aşkın deryasını boydan aşırır.
    Seni bir mecliste hacil düşürür,
    Kötülerle konup göçücü olma.
    Gelecek yazı Osmanlıca harfleri ile Türçe başarılı mı?

     

    CEVAP VER

    Please enter your comment!
    Please enter your name here