Evsel Atıklar ve Geri Dönüşümü

2272

12 Aralık 2014 tarihinde Türkiye ve Dünya Gündemi temalı seminerimizin konuğu Beyza Aydın Başer hanımefendinin sunduğu seminerin tam metni.

EVİMİZDEN UZAKLAŞAN ATIKLARIN DEVAM EDEN YOLCULUĞU: GERİ DÖNÜŞÜM

Önceleri, evimizde oluşan çöpleri mutfakta bulunan bir poşette biriktirip sokaktaki çöp kutusuna atmak bu atıklardan kurtulmak için yeterliymiş gibi hissetsek de günümüzde durum oldukça farklı boyutlara ulaşmış vaziyette. Evde oluşan çöpler denildiğinde akla ilk gelen grup organik; yani meyve-sebze türündeki atıklardır. Bu atıkları sokaktaki çöp kutusuna atarak evimizden uzaklaştırmak mümkün. Peki ya diğer atıklar? Konuyu “nereye atılacağını en iyi bildiğimiz” atıklardan başlayıp, belki pek de bilgimiz olmayan ama niçin uygun yöntemle evimizden uzaklaştırmamız gerektiğini ifade edeceğim, diğer atık türleriyle zenginleştirelim istiyorum. Şunu unutmamak önemli; atıkları evimizden uzaklaştırsak bile, onların doğadaki yolculuğu devam ediyor!

Artık hepimiz kağıt, karton, plastik, alüminyum (teneke) ve cam gibi malzemeleri, her biri için ayrı olarak hazırlanmış geri dönüşüm kutularına atmamız gerektiğini biliyoruz. Bazı bölgelerde, geri dönüştürülebilir nitelikte atıkların tümünü aynı kutuya atabiliyoruz. Diyelim ki evimizde yada iş yerimizde geri dönüşüm kutusu bulunmuyor ama nereden tedarik edeceğimizi bilemiyoruz. Yapmamız gereken basit; bulunduğumuz ilçenin belediyesini arayarak, Temizlik İşleri Müdürlüğü ile irtibata geçip, geri dönüşüm kutusu talebinde bulunmak. Bazı durumlarda geri dönüşüm kutusu talebimiz olumlu karşılanmayabilir. Böyle durumlarda ümitsizliğe kapılmayıp, geri dönüştürülebilir nitelikteki atıkları organik atık mahiyetindeki atıklardan ayrı bir poşette biriktirerek çöp kutusunun yananı bırakabiliriz. “Ben öyle yapıyorum ama belediyenin çöp kamyonu tüm atıkları yükleyip götürüyor” dediğinizi duyar gibiyim. Problem yok, öyle dahi olsa, çöp kamyonlarından gelen atıkların içindeki geri dönüştürülebilir nitelikteki atıklar, özel tesislerde diğer atıklardan ayrıştırılıyor. Bu ayrıştırma, insan gücüyle yapılıyor. Tahmin edeceğiniz üzere bu zahmetli ve zor bir süreç. Çalışanların işlerini kolaylaştırmak ve kısıtlı kaynakları korumak adına azami özeni göstermek oldukça önemli. Hem belki belediyenin çöp kamyonu gelmeden önce sokak toplayıcıları tarafından bu atıklar toplanabilir. Şu bir gerçek, ülkemizde, sokak toplayıcılarının geri dönüşüm faaliyetlerine olan katkıları yadsınamayacak düzeydedir.
Atık kızartma yağlarını lavaboya dökmememiz gerektiğini kamu spotları vasıtasıyla öğrenmiş olduk. Okul, cami, mahalle muhtarlıkları ve belediyelerin belirlemiş olduğu alanlarda yağları topladığınız plastik şişeleri atabileceğiniz bidonlar bulunuyor. Oldu da bulamadınız. Ne yapmalı? Bu durumda özverili olmak vatandaşa düşüyor. İlçe belediyenizin Temizlik İşleri Müdürlüğü ile iletişime geçip, bidon talebinde bulunabilirsiniz. Yada internet ortamından ilçe isminizi de yazarak atık yağ toplayan firmalar yazıp, sizin bölgenizde faaliyet gösteren firmaya ulaşabilirisiniz. Firmalar, az miktarda yağ için teslimat almak istemeyebilir. Bu durumda komşularınızla iletişim kurup, toplu halde atık yağlarınızı verebilirsiniz. 1 litre atık yağın 1 milyon metreküp suyu kirlettiğini lütfen unutmayalım.

Atık piller denince akla ilk gelen televizyon kumandası yada saatlerde yer alan pillerdir genellikle… Halbuki pil kavramı oldukça geniş bir yelpazeyi kapsamaktadır. Örneğin; kablosuz motorlu el aletleri, işitme cihazları, cep telefonları, diz üstü bilgisayarlar ve daha pek çok ekipman, bünyesinde bir pil yani üreteç barındırır. Pillerin içerisinde insan sağlığına oldukça zararlı olan metal ve ağır metalar yer alır. Öyle ki bu metal yada ağır metallerin içme suyu içerisinde milyonda bir mertebelerinde bulunması dahi sağlık açısından problem oluşturabilir. Bu sebeple pilleri diğer atıklardan ayrı toplamak gerekir. Günümüzde teknoloji marketlerinde, market zincirlerinin pek çoğunda,okul, hastane gibi alanlarda kırmızı renkli pil geri dönüşüm kutuları bulunuyor. Bu kutuları yerleştirmek ve toplamak TAP Derneği’nin (Taşınabilir Pil Üreticileri ve İthalatçıları Derneği) sorumluluğunda. Derneğin güzel ve bilinçlendirici bir internet sitesi var: HYPERLINK “http://www.tap.org.tr” www.tap.org.tr. Bu adresten, bulunduğunuz ilçeyi seçerek, kendinize en yakın atık pil toplama kutusunun nerede olduğu öğrenebilirsiniz.

Her gün artarak gelişen teknolojiyle neredeyse insanoğlundan daha zeki hale gelen cep telefonlarının kullanım ömrü ortalama 2-3 yıl. Öyle tahmin ediyorum ki her birimizin evinde şu an yada bir dönem kullanılmaksızın dolap köşelerinde bekleyen, ama bir türlü nereye verileceği bilinemeyen cep telefonu, bataryası, şarj aleti, sim kartı yada hafıza kartı vardır. Cep telefonları aslında bir nevi uyuyan hazine. Zira bu cihazların içinde plastik, altın, bakır, demir gibi geri dönüştürülebilir maddeler yer alıyor. Bunun yanı sıra açığa çıkması insan sağlığına zararlı olan gazları da unutmamak gerek… Artık kullanmadığınız cep telefonlarınızı ve ekipmanlarını teknoloji marketlerinde bulunan geri dönüşüm kutularına yada Turkcell İletişim Merkezleri’nde yer alan cep telefonu geri dönüşüm kutularına atabilirsiniz.

Elektrikli ve elektronik aletler artık çağın vazgeçilmezi. Fırın, buzdolabı, su ısıtıcısı, saç kurutma makinesi, bilgisayar, vb. hangimizin evinde yok ki? Alışılmış yöntemde, bu cihazlar bozulduğunda yada eskidiğinde genellikle hurdacılara verilirdi. Bu klasik yöntem, doğru. Fakat artık mevzuat hükümleri doğrultusunda bu tür cihazları üreten ve satan kişiler, yıllık olarak piyasa sürmüş oldukları cihazların belirli bir oranına tekabül edecek miktarda, bu kapsamda yer alan elektrikli ve elektronik ekipman atığını toplamakla mükellef. Halk nezdinde bilinilirliği fazla olmasa da, artık bu atıkların toplanması mecburi. Bu hususta vatandaşa yüklenen sorumluluklar da var. Evinizde, iş yerinizde bulunan bu türdeki atıkları teknoloji marketlerinde bulunan kutulara atabilirsiniz. Yada ürünü satan markayla iletişime geçerek, sizden teslim almalarını sağlayabilirsiniz. Bu ekipmanların içinde oldukça yüksek miktarlarda geri dönüştürülebilir malzeme bulunmaktadır. (plastik, cam, demir, bakır, altın, platin, vb.) Zararlı gazları da unutmamak lazım… Son günlerde bazı markalar bu cihazları toplama işlemini sosyal sorumluluk projesiymiş adı altında zaten yapıyor. İster sosyal sorumluluk adıyla ister mevzuat zorunluluğuyla, bu işlemin çok daha önceden başlaması gerekiyordu. Olsun, bu bile bir adım. Hem de kocaman bir adım.

Evinizde yada iş yerinizdeki ecza dolabında bulunan tarihi geçmiş ilaç, gazlı bez krem vb. malzemeyi ne yapıyorsunuz desem, öyle tahmin ediyorum ki alacağım cevap “lavaboya/klozete veya çöpe atıyorum” şeklinde olacaktır. İlk etapta akla gelen ilk yöntem budur, haklısınız. Fakat ilaçlar bildiğiniz üzere sentetik malzemeler yani kimyasal. Bu sebeple kanalizasyon sularına yada çöpe karışması doğru değil. Çünkü kanalizasyon suları arıtıldığında deniz yine bir su ortamına (akarsu, dere, deniz) karışıyor. Çöplerin depolandıkları sahalarda çürümesini (ayrışmasını) sağlayan bakteriler var. Yani canlılar… Bu sebeple ilaçların bu (doğal) ortamlara karışması doğru değil. Peki ne yapmalıyız? Mevzuat, hastane ve eczanelerde bu atıkları toplama yönünde bir atılım yapmış olsa da pratikte uygulayan birilerini bulmak güç. Şu an için yapılaybilecek en iyi yöntem, bu tür atıkları hastaneye götürüp, bir hemşireden ilaçları teslim almasını istemek. Çünkü hastaneler kendi bünyelerindeki bu atıkları diğerlerinden ayrı toplamakla yükümlü ve sistem güzel bir biçimde çalışıyor.

Evde tadilat yaptırmak hem yorucu bir süreçtir hem de ortaya çıkan yeni görünüm insanı mutlu eder. Elde edilen güzel sonucun yanı sıra, çuvallar dolusu moloz, kırılmış seramikler, plastik borular, cam parçaları, lavabo, küvet ve tezgah gibi atıklarla baş başa kalmak da işin bir gereği. Peki bu atıklar ne yapılmalı? Genel olarak izlenen yöntem, çuvallara doldurulan bu atıkların, sokaktaki çöp kutusunun yanına bırakılmasıdır. Dı dııııt! Yanlış yöntem seçimi, zira belediyenin çöp kamyonu bu atıkları almaz, zaten almakla da yükümlü değildir. Peki ne olacak? İnşaatı devam eden bir yere gizlice bırakmak?!.. Yada doğal bir yere (ormanlık alan, yol kenarı vb.) bırakmak?!.. Hiç insani değil ama maalesef son iki yöntemi seçen kişiler var. Öyleyse işin doğrusu nedir? Hemen söyleyeyim; ilçe belediyesinin “Alo Moloz Hattı”nı aramak. İnternet ortamında bu işi yapan özel firmalara ulaşmak da mümkün. Çuval başına 1.5-2 tl arası bir ücret ödeyerek bu atıkları aslına uygun vaziyette evinizden uzaklaştırmanız mümkün.

İşte böyle a dostlar… Üretildikçe tüketiyoruz, tükettikçe atık oluşturuyoruz. Batı’dan duyduğumuz geri dönüşüm kavramı, aslında dinimizin “israf etmeyiniz” öğütünü gerçekleştirme yöntemlerinden sadece biri… Öncelik, gereğinden fazla tüketmemek olmalı elbette.

İsrafsız ve çevreye en zararsız halde yaşamayı bir yaşam biçimi haline getirmek temennisi ile…

 

SHARE
Millet Derneği İstanbul Şubesi hakkında bütün haberler, semineler ve faaliyetleri takip edebilirsiniz.

YORUM YOK

VER