HER HAYRIN BAŞI: İSTİAZE VE BESMELE

haber-3303 Millet Derneği İstanbul Şubesi’nin Cuma sohbetlerinde haftanın konuğu Kamil Büyüker oldu. Konu: “Her hayrın başı: İstiaze ve Besmele”…


Hz. Muhammed (s.a.v) Efendimiz’e ve o’nun âline, ashâbına salât ve selâm olsun. İçinde bulunduğumuz muharrem ayı da hakkımızda hayırlara vesile olsun. Cenab-ı Allah bizleri kulluğunda daim eylesin…

Bugün sohbet konusu olarak, yeni dönemde de hayırlı bir başlangıç olur düşüncesiyle ‘istiaze ve besmele’ ile başlamayı tercih ettim. Gerektiği gibi anlatmayı ve anladıklarımızla amel edip yaşamayı Cenab-ı Hakk cümlemize nasip etsin.

Biraz önce genel başkanımız Aykut Edibali’nin beyanı okundu. İslam ümmetinin, hepimizin ortak dertleri, sıkıntıları bulunmakta. Tabii bir millet ızdırap içinde inlerken onun evlatları olarak rahat edemeyiz. Izdırabı düşüncelerimizde, gönüllerimizde bir şekilde hissediyoruz. İnşallah hayırlı bir neticeyle bu kurtuluş nasip olur. Millete izan, idrak, insaf diliyoruz.

Besmele her hayrın başlangıcıdır. Arif Nihat Asya da Efendimiz’e yazdığı na’tında, “Besmele ekmeğimizin bereketiydi. Dünyada en aziz ümmet Muhammed (s.a.v) ümmetiydi” der. Bir zamanlar besmele hakikaten İslam’ın şiarıydı; selam gibi, Fatiha gibi, ezan gibi. Bizi birbirimize bağlayan, sadece kabuğuyla diliyle değil özüyle, manasıyla bir arada tutan değerlerdi. Ne oldu da bu vaziyete geldik? Demek ki besmelenin, selamın hakkını vermiyoruz. Gerektiği gibi Cenab-ı Allah’ın rahmetine, bereketine sığınmıyoruz. O halde burada bir sıkıntı var. O yüzden istiazeden başlamak üzere birkaç kelam edeceğiz.

Hayat, Efendimizin de tavsiyesi üzerine besmele ile başlıyor. Bütün işlerimizde besmeleyi anahtar yapmaya çalışıyoruz. Ama bunun başında evvela istiaze var. Eûzu billahi mineş-şeytânirracîm. Bismillahirrahmanirrahîm… İstiaze, Kur’an’ı Kerim’de şöyle zikrediliyor: “Fe izâ kare’tel kur’âne festeız billâhi mineş şeytânir racîm.” Kur′an okuduğun zaman, kovulmuş şeytandan Allah′a sığın (“E′ûzü billâhi mineş-şeytânir-racîm” de). Yani ‘istiaze’ kulluğun, acziyetin itirafıdır aslında.

İnsanın hayat boyu karşılaşacağı en büyük düşmanlardan biri kimdir; şeytan. Biz de o yüzden kovulmuş şeytandan Cenab-ı Hak’ka sığınıyoruz. Allah’ın huzurundan kovulduğu zaman şeytan ne demişti: Ben de senin kullarını yolundan saptırmak için elimden geleni yapacağım. Şeytan insanoğlunun önünden gelir, insanın gelecekle ilgili tüm işlerine perde olur; arkasından gelir ahireti unutturur; sağından gelir dost kisvesiyle insanın maneviyatını çökertir; sol tarafından gelir yine farklı musibetlerle insana musallat olur. O yüzden şeytanın bize nereden temas edeceğini bilemeyiz. Efendimiz Hz. Muhammed (s.a.v) de diğer peygamberler de, ki nebiler ismet sıfatıyla maruf gelmiş geçmiş bütün günahları affedilmiş kimselerdir, dualarında belli şeylerden Cenab-ı Hakk’a sığınmışlardır. Hz. Peygamber (s.a.v)’in istiazede bulunurken söylediği, tavsiye edilen pek çok duası var. Ve bir duasında: “Allah’ım ayrılık ve bozgunculuktan, ikiyüzlülük ve kötü ahlaktan sana sığınırım” diyor. Hz. Nuh (a.s), ′Bilmediğim bir şeyi Sen′den istemekten yine Sana sığınıyorum Rabbim′ diyerek istiazede bulunuyor. Bizse zayıfız, kusurluyuz, istediğimiz şeylerden emin değiliz. O halde istiazede bulunurken haddimizi, hududumuzu bilmemiz gerekir. Neyin hakkımızda hayırlı olup neyin olmayacağını bilemeyeceğimiz için önce Cenab-ı Hakk’a sığınmalıyız. Cenab-ı Hakk bizi bizden daha iyi bildiği için diyor ki: “Siz hayır murad edersiniz o hakkınızda şerdir, şer murad edersiniz o ise hayırdır.” O sebeple her işimizde Allah’ın rahmetine, mağfiretine sığınmak icap ediyor.

Müslüman’ın hareketlerinde gaye kadar vasıta da meşru olmalıdır. O yüzden istiazelerimizi bu şekilde tazelemeli, isterken helal vasıtalarla, helal yollarla istememiz lazım.

Besmeleye geçmek istiyorum. Hz. Ali’nin güzel bir sözü var: “Kur’ân’ın tamamı Fâtiha’da, Fâtiha’nın tamamı besmelede, besmelenin tamamı da (B) harfinde, hepsi de (B)’nin noktasında toplanmıştır.” Hani yine Hz. Ali efendimizin, “İlim bir noktaydı, onu cahiller çoğalttı” diye bir sözü vardır. Aslında ilim bir noktaydı, her şey Cenab-ı Hakk’ın “Ol” demesiyle vardı; ama ondan sonra insanların araştırma, öğrenme, sorgulama ihtiyaçları dolayısıyla çoğaldı.

Besmele nedir? Efendimiz (s.a.v)’in ifadesiyle, yüce Allah’ı anarak başlanmayan her anlamlı söz ve iş bereketsizdir, sonuçsuzdur. Besmele, bir noktada bizim kültürel Müslümanlığımızın da bir göstergesi haline geldi. Yani tanınmış bir sosyalist profesör bile, “Babaannemden besmelenin gücüne inanarak büyüdüm” diyor. Besmelesiz başlanan bir iş yarımdır, noksandır. Besmele bizim için bir anahtar hükmünde değilse, bizi Cenab-ı Hakk’a yaklaştırmıyorsa, besmelelerimizde bir sıkıntı var. Kur’an’ı Kerim’de besmelenin mazisini göstermesi açısından Hz. Süleyman kıssasından bahsetmek istiyorum:

[[“(Bir gün Süleyman) Kuşları gözden geçirdikten sonra şöyle dedi: ‘Hüdhüdü niçin göremiyorum? Yoksa kayıplara mı karıştı?” (27/Neml, 20) Hüdhüdü aradığı anda bulamayan Hz. Süleyman kızar ve şöyle der: “Ya bana (mâzeretini gösteren) apaçık bir delil getirecek, ya da mutlaka onu şiddetli bir cezayla azâba uğratacağım veya boğazlayacağım!” (27/Neml, 21)

Derken Hüdhüd çok beklemedi, çıkageldi ve (Süleyman’a) şöyle dedi: “Senin bilmediğin bir şey öğrendim. Sebe’den sana sağlam bir haber getirdim.”

“Ben, onlara (Sebe halkına) hükümdarlık eden, kendisine her şeyden bolca verilmiş ve büyük bir tahtı olan bir kadın gördüm.”

“Onun ve kavminin, Allah’ı bırakıp güneşe taptıklarını gördüm. Şeytan onlara yaptıklarını süslü göstermiş ve böylece onları yoldan çıkarmış. Bu yüzden de onlar doğru yolu bulamıyorlar.”

“Göklerde ve yerde gizli olanı ortaya çıkaran, sizin gizlediğiniz ve açığa vurduğunuz şeyleri bilen Allah’a secde etmesinler diye (şeytan onları yoldan çıkarmış.)”

Süleyman, Hüdhüd’e şöyle dedi: “Doğru mu söylüyorsun, yoksa yalancılardan mısın, göreceğiz.”

“Benim şu mektubumu götür onlara at, sonra da yanlarından ayrıl ve ne sonuca varacaklarına bak.”

Sebe kraliçesi Belkıs dedi ki: “Ey ileri gelenler! Bana çok önemli bir mektup atıldı.”

“Mektup Süleyman’dan gelmiştir. O, “Bismillahirrahmânirrahîm” diye başlamakta ve içinde ‘Bana karşı büyüklük taslamayın ve teslimiyet göstererek bana gelin’ denilmektedir.”]]

Bu çarpıcı kıssayla İslam’ın en önemli şiarlarından olan besmelenin çok köklü ve uzun bir maziye sahip olduğunu görüyoruz.

SHARE
Millet Derneği İstanbul Şubesi hakkında bütün haberler, semineler ve faaliyetleri takip edebilirsiniz.

YORUM YOK

VER