İyiliği Emretmek

    0
    1

    “Sizden, hayra çağıran, iyiliği emredip kötülüğü meneden bir topluluk bulunsun. İşte onlar kurtuluşa erenlerdir”.(ÂL-İ İMRAN:104)

    Çok meşhur bir hadis-i şeriftir: “Sizden biriniz bir kötülük gördüğünde onu eliyle düzeltsin.Buna gücü yetmiyorsa dili ile düzeltsin.Buna da gücü yetmiyorsa kalbiyle buğz etsin.Dikkat edin.Bu imanın en zayıf tabakasıdır.”

    Müslüman bir toplumda emri bil maruf ve nehyi anil münker müessesesi daima diri olmak durumundadır.Zira beşer şaşardır.Şaşıranlar böylece hatadan korunmuş olurlar. Ancak burada önemli bir hususa dikkat çekmek gerekiyor.O da,değer yargılarının ,İslam’ca olması.İslam toplumunda değer yargıları değişmiş/islamca olmayan şeyler değer yargısı haline gelmişse işte o zaman o toplumun kıyametinin beklenmesi gerekir.Yani o toplumun hayat soluğu bitmiştir. Bu durumda yapılacak ilk şey,o topluma hayat soluğu sağlamaktır.Bu, ıslah hareketidir.Tepeden tırnağa ıslah! Bütün bunlar doğrudur da,bunu kim yapacak? Sorunun cevabı şu ayette: “ Onlar (o müminler) ki, eğer kendilerine yeryüzünde iktidar verirsek namazı kılar, zekâtı verirler, iyiliği emreder ve kötülükten nehyederler. İşlerin sonu Allah′a varır”.(HACC: 41).

    Bu ayete göre bu ıslah işini iktidar mevkiine gelenler yapacak.Peki ‘kendisi himmete muhtaç dede’ ise ne olacak?Ne yazık ki bu gün iktidar mevkiinde olanlar yolsuzluk şaibeleri ile malul durumunda. ‘Beraatı zimmet asıldır’.Yani bir kimse suçluluğu isbat edilinceye kadar masumdur.Peki iktidar mevkiinde bulunanlar suçlu olup olmadığının ortaya konmasını sağlayacak mekanizmayı abluka altına almışsa ve o mekanizmanın çalışmasına engel oluyorsa ne olacak?İşte o zaman sokak tabiriyle yandı gülüm keten helvası! Onlar öyle yapıyor diye faciayı gören insaf ehli sessiz mi kalacak?Yukarıda hadisi şerifi gördük.Kötülüklerle mücadele Müslümanların asli görevidir.Müslümanlar bu asli görevi yerine getirmezse Allahın bunlara karşı tutumu ortada: “ İsrailoğullarından kâfir olanlar, Davud ve Meryem oğlu İsa diliyle lânetlenmişlerdir. Bunun sebebi, söz dinlememeleri ve sınırı aşmalarıdır.Onlar, işledikleri kötülükten, birbirini vazgeçirmeye çalışmazlardı. Andolsun yaptıkları ne kötüdür!”(MAİDE:78,79) O halde: “Sizden, hayra çağıran, iyiliği emredip kötülüğü meneden bir topluluk bulunsun. İşte onlar kurtuluşa erenlerdir”.(ÂL-İ İMRAN:104)

    “ Onlar, Allah′a ve ahiret gününe inanırlar; iyiliği emreder, kötülükten menederler; hayırlı işlere koşuşurlar. İşte bunlar iyi insanlardandır”.AL-İ İMRAN:114)

    Yanlışlar karşısında sessizlik bir müslümana yakışmaz.Mutlaka uygun bir şekilde müdahale etmesi gerekir.İktidar mevkiinde olanlar,yapılan uyarıları itaatsizlik olarak değerlendiremezler.Bunu tarihi bir olayla örneklendirelim.(Kaynağımız Hayatü’s Sahabe,2.Cilt) :Bir seriye komutanı askerlerine bir görev verir.Onlar da –kendilerince bir mazeret dolayısıyla görevi -yerine getirmezler.Canı sıkılan komutan odun toplattırır.Yakılan ateşe girmelerini emreder.Onlar da girmezler.Komutan “Allah sizden olan emir sahiplerine itaat edin demiyor mu” der.Onlar da “Ateşte yanmamaya söz verdik!”derler.Medine’ye avdet ettiklerinde Seriyye komutanı Peygamberimize durumu arz edince O da,Masiyette itaat yoktur cevabını verir.

    KURTULUŞA ERENLERDEN OLALIM

    Hulasa, Toplumun salahı için kötülükleri fark edenler cesaretle, kötülüğü yapanları uyarmak zorundadır. Kıral çıplak demek durumundadır.Biz de kurtuluşa eren iyi topluluk olmak arzusundayız.Onun için Yapılan yanlış ve kötülüklere karşı uyarı görevimizi yapıyoruz. Bu gün Irak’ın kuzeybatısında neler olup bitiyor,bilmiyoruz.Çünkü bununla ilgili sansür uygulandığını duyduk.Ne olup bittiğini bilmiyoruz.Dünyanın gözü önünde olup bitenlerin Türk Kamuoyundan saklanmasının kime ne faydası olur?Acaba kamuoyunun bilgilenmesinin yaklaşmakta olan seçimleri hükümetin aleyhine olumsuz etkileyeceğinden mi endişe ediliyor?Bu Müslümanlar için boş bir endişedir.Eğer sahabe hayatı iyi bilinse emirliğin ne çetin bir vebal olduğu bilinir.Hz. Ömer devrinde İslam Coğrafyası çok genişlemiş bölgelerde valilikler ihdas edilmişti.Atanmak istenen vali adaylarından biri de Umeyr Radıyallahu anh hazretleridir.Ancak o kabul etmek istemez.Hz Ömer onu daha önce vali yapmış ve onun idareciliğini çok beğenmişti.O ise tekrar atanmak istemez.Mazereti ise emirliğin vebalinin ağır olduğudur.Bu nedenle günahsa da,sevapsa da bu yeter.Bu yükü tekrar omuzlarıma aldığımda altından kalkamayacağımdan endişe ediyorum der.

    Gelelim günümüz idarecilerine.Sanki enselerinden vuran var gibi geri çekilmeyi bir türlü kabullenemiyorlar.Bu kadar vebal yeter diyemiyorlar.Bu olumsuzluğun arkasında yarı tanrı inancına sahip Roma imparatorlarının anlayışı var gibi.Nasıl olmasın ki etrafını sarmış yazar çizer ve danışman kılığında bir sürü şakşakçılar var.Bunlar başbakanın hatalarını sevap olarak algılatmaya çalışıyorlar.O da buna kanıyor gibi.

    Allah Resulü(sav), ‘Din nasihattir’ buyurmuşlardır.Ne güzel!Müminler azaba duçar olmamak için birbirilerini uyaracaklar,öğüt verecekler!Din ve dünya için.Uyaranlara sana ne demeyecekler;aksine teşekkür edecekler.Çünkü sahabei kiram ricada bulunurlar ve kendisine nasihat edilmesini isterlerdi.Onlar bizim öncülerimiz.Ne güzel bu öncüleri örnek alanlara!

     

    CEVAP VER

    Please enter your comment!
    Please enter your name here