KUTLU DOĞUM VE PEYGAMBERİMİZ

haber-8609MİLLET DERNEĞİNDE KUTLU DOĞUM ETKİNLİKLERİNE  İLAHİYATÇI ABDULLAH CANKAL BEY′İN “HZ PEYGAMBER VE SÜNNET ANLAYIŞIMIZ” KONULU SEMİNERİ İLE DEVAM EDİLDİ.ABDULLAH CANKAL BEY′İN KONUŞMASI.

 Müslüman Allah’ın iradesine teslim olan kişi demektir. Bizler Allah’ın iradesine teslim olduk. Peki, bu teslimiyette peygamberimizin konumu nedir? Peygamberimiz Yüce Allah’tan vahiy yoluyla kitabı getiren bir postacı değildir. Kur’an-ı Kerim’in pek çok ayetinde Allah’a itaat edin, peygamberine itaat edin, buyrulur. Allah’a itaat edeceğimiz kitap belli, peygambere (as) sağlıklı veri gelmedi ise O’na nasıl itaat edeceğiz. İslam düşmanları Kur’an’a bir şey diyemiyorlar. Çünkü Kur’an onlara meydan okuyor. “Kulumuza indirdiğimiz (Kur’an) dan bir şüpheniz varsa; haydi, siz de ona benzer bir sûre getirin eğer doğru sözlüler iseniz Allah’tan başka güvendiklerinizi de yardıma çağırın. Bakara 23)
Son zamanlarda Sünnete saldırıyorlar, kafalarda soru işareti oluşturuluyor. Zihinlerde bir bulanıklık meydana getiriliyor.
“Allah ve melekleri, Peygamber′e çok salâvat getirirler. Ey müminler! Siz de ona salâvat getirin ve tam bir teslimiyetle selam verin. “Ahzap 56 )

Bu teslimiyette Peygamber Efendimiz’in konumu:

Tam bir teslimiyetle teslim olun, teslim olmamızı emretmektedir peygambere salât etmek onun emirlerini yerine getirmektir. Ali Ulvi Kurucu’nun güzel bir ifadesi var. cami gördüğümüz zaman salâvat getirelim, ezan okununca salâvat getirelim.”allahümme salli âlâ seyyidina Muhammed” bunları okumak bol miktarda söylemek peygamberimizin sevgisini celbedir. Şefaatini sebep olur. Şefaatini dilemek için Ona bir dilekçe sunmaktır. Diyor.
Bu teslimiyette Peygamber Efendimiz’in konumu: Peygamberimizin konumu
“Andolsun ki, Resûlullah, sizin için, Allah′a ve ahiret gününe kavuşmayı umanlar ve Allah′ı çok zikredenler için güzel bir örnektir.”Ahzap 21

“O’nda sizin için çok güzel bir örnek vardır.”
Peygamberimiz mutlak olarak her alanda en güzeli gösteren bir örnek olduğu Allah tarafından garanti edilmiş. Eğer o rehberden bize sağlam bilgiler gelmedi ise O bize nasıl rehberlik gösterebilirler. Hadisler üzerinde kafalarda soru işareti oluşturanlar bu soruya cevap vermek zorundadırlar. “Muhakkak ki sen; büyük bir ahlak üzerindesin” Kalem 4
Sen elbette yüce Allah peygamberimizin ahlakını methediyor ahlak insanın bütün davranışlarını içine alan tabiat olduğunu göre bunun zirvesi Peygamber Efendimizdir. Bu Allah tarafından garanti ediliyor. “İşte böylece sana da emrimizle Kur′an′ı vahyettik. Sen, kitap nedir, iman nedir bilmezdin. Fakat biz onu kullarımızdan dilediğimizi kendisiyle doğru yola eriştirdiğimiz bir nur kıldık. Şüphesiz ki sen doğru bir yolu göstermektesin.” Şura 52-53
İnsanları en doğru yola götürüyorsun resule uyan Allah’ın yoluna götürmek için resulün yoluna uymak gerekir. “O heva hevesinden konuşmaz O (bildirdikleri) vahyedilenden başkası değildir. O’nun konuşması vahiydir.” Necm 3-4
İtaat ve İttibanın zorunluluğu
“(Resulüm!) De ki: Eğer Allah′ı seviyorsanız bana uyunuz ki Allah da sizi sevsin ve günahlarınızı bağışlasın. Allah son derece bağışlayıcı ve esirgeyicidir.” Âli İmran 31
Yani Allah’ı seviyor olmak için ona uymak gerekir bunu bizzat Allah emrediyor. Tabi olmak birinin verdiği talimatlara uymak demektir. Kitap sünnet koruma altındadır. Sünnete yapılan her müdahale dolaylı olarak Kur’an’a bir saldırıdır. “Kim Resûl′e itaat ederse Allah′a itaat etmiş olur. Yüz çevirene gelince, seni onların başına bekçi göndermedik!” Nisa 80
Peygambere itaat eden Allah a itaat etmiş olur. Dine yapılan müdahaleler karşısında peygamberi, sünneti bilmek gerekir kanaatini oluşturmamız gerekir.
Bağdatlı Ruhi terkibi bendinde şöyle diyor;
“Gör zâhid kim sahibi irşad olayım der,
Dün mektebe vardı, bugün üstad olayım. der.
Adının önünde değişik ünvan olan İlahiyat camiasından zihin bulandırıcı, dine karşı sadırılar var bunlara karşı uyanık olmamız gerekir. Dinimizin ve zihnimizin safiyetini koruyabilmek için O’na bağlı kalabilmek gerekir. Dualarımızda şöyle dua ederiz. Hakkı hak olarak bilip hakka tabi olmak, batılı batıl olarak bilip batıldan kaçınmak, diye dua ederiz. Aksi takdirde batılı hak olarak bilirsek bir ömür batılın peşinden gideriz. Allah muhafaza etsin
Hz Ebu Bekir döneminde Arap yarımadası Müslüman olmuştu. Hz Ömer Efendimiz zamanında İslam coğrafyası çığ gibi büyümüştü. Müslümanların hazinesi çok zenginlemişti. Hz Ömer(ra) vatandaşlara maaş bağlandı Hz Ömer kendi oğluna 3000 bin dinar, Usame bin Zeyd’de de 3500 dinar maaş bağladı. Bir tarafta halifenin oğlu bir tarafta köle oğlu Usame bin Zeyd. Usame bin Zeyd’e 3500 dinar bağlanınca Hz Ömer’in oğlu sebebini sorundu. Hz Ömer’in verdiği cevap çok ilginçtir.

“Bana göre” “bizim inancımıza göre” yeri nedir?

İnancına göre bu örnek çok önemlidir. Hz Ömer;
Oğlum Usame’nin babasını resulullah senin babandan çok severdi.
Oğlum Usame’yi resulullah senden çok daha severdi. Ölçü bana göre sana göre halifeye göre değil resululah koyduğu göre ölçü. Her Müslüman resulullah koyduğu ölçülere uyduğu sürece kendisi kurtuluşa erer, uzaklaştığımız zaman halimiz harap olur. “Allah′a itaat edin, Peygamber′e de itaat edin. Yüz çevirirseniz bilin ki, elçimize düşen apaçık bir duyurmadır”. Tegabun 12
Bu ifade sık geçer. “Aralarında hüküm vermesi için Allah′a ve Resûlüne davet edildiklerinde, müminlerin sözü ancak «İşittik ve itaat ettik» demeleridir. İşte asıl bunlar kurtuluşa erenlerdir.
Her kim Allah′a ve Resulüne itaat eder, Allah′a saygı duyar ve O′ndan sakınırsa, işte asıl bunlar mutluluğa erenlerdir. Nur 51- 52)

Bedbahtlıktan kurtulmanın şartı resule itaattir. işttik ve itaat ettik. Bir sürü sorgulamaya kalkıyoruz. Cürümümüz ne ki sorguluyoruz?

De ki: Allah′a itaat edin; Peygamber′e de itaat edin. Eğer yüz çevirirseniz şunu bilin ki, Peygamber′in sorumluluğu kendisine yüklenen (tebliğ görevini yapmak), sizin sorumluluğunuz da size yüklenen (görevleri yerine getirmeniz)dir. Eğer ona itaat ederseniz, doğru yolu bulmuş olursunuz. Peygamber′e düşen, sadece açık seçik duyurmaktır. Nur 54. ayet)

Yüce Allah doğruyu bulmak için peygambere itaati zorunlu kılmıştır. Yoksa peygambere itaat etmedikçe doğru yolu bulmamız mümkün değildir. “Allah′ın, (fethedilen) ülkeler halkından Peygamberine verdiği ganimetler, Allah, Peygamber, yakınları, yetimler, yoksullar ve yolda kalmışlar içindir. Böylece o mallar, içinizden yalnız zenginler arasında dolaşan bir devlet olmaz. Peygamber size ne verdiyse onu alın, size ne yasakladıysa ondan da sakının. Allah′tan korkun. Çünkü Allah′ın azabı çetindir.” Haşr 7

Farz ve vacip Allahın emri yerine getirirsek sevap kazanır işlemeyen günaha girer, sünneti yerine getirirsek sevap kazanır getirmezsek peygamberimizin şefaatinden mahrum kalırız. Peygamberimizin şefaatinden mahrum kalmak basit bir olay değildir. Hafife alınacak bir şey değildir. Çünkü yüce Allah Peygamber Efendimize yasaklama yetkisini vermiştir. Yırtıcı kuşların etinin yemesi haramdır bu Kur’an’da yer almaz bu haram koyuma hükmünü peygamber (as) koymuştur.
“Ey iman edenler! Allah′a itaat edin. Peygamber′e ve sizden olan ulülemre (idarecilere) de itaat edin. Eğer bir hususta anlaşmazlığa düşerseniz -Allah′a ve ahirete gerçekten inanıyorsanız- onu Allah′a ve Resul’e götürün (onların talimatına göre halledin); bu hem hayırlı, hem de netice bakımından daha güzeldir. Nisa 59
Problemlerin çözümü için olayı Hz Peygambere arz edin sonuç bakımından daha hayırlıdır.

Peygamberimizin hüküm koyma yetkisi ile ilgili ayetler.
“Yanlarındaki Tevrat ve İncil′de yazılı buldukları o elçiye, o ümmî Peygamber′e uyanlar (var ya), işte o Peygamber onlara iyiliği emreder, onları kötülükten meneder, onlara temiz şeyleri helâl, pis şeyleri haram kılar. Ağırlıklarını ve üzerlerindeki zincirleri indirir. O Peygamber′e inanıp ona saygı gösteren, ona yardım eden ve onunla birlikte gönderilen nûr′a (Kur′an′a) uyanlar var ya, işte kurtuluşa erenler onlardır.” Araf 157
Yüce Allah bu ayette helal kılma, haram kılma yetkisi insanların yüklerini hafifletme yetkisi vermiştir.
Peygamberimizin Tebliğ( bildirmek ulaştırmak demektir.), Tebyin iki temel görevi vardır. Tebyin görevi beyan etmek açıklamak izah etmek demektir. Hz. Peygamber’in Allahın muradını sözlü ve uygulamalı olarak açıklaması demektir. Hz Peygamberin söyledikleri ve yaptıkları Allah’ın muradını açıklamaktan başka bir şey değildir.
“(Allah′ın emirlerini) onlara iyice açıklasın diye her peygamberi yalnız kendi kavminin diliyle gönderdik. Artık Allah dilediğini saptırır, dilediğini de doğru yola iletir. Çünkü O, güç ve hikmet sahibidir.”İbrahim 4
“Apaçık mucizeler ve kitaplarla (gönderildiler). İnsanlara, kendilerine indirileni açıklaman için ve düşünüp anlasınlar diye sana da bu Kur′an′ı indirdik.”nahl 44.

Yüce peygamberimize itaatin neticesi nedir muhalefetin sonucu nedir?
“Bunlar, Allah′ın (koyduğu) sınırlardır. Kim Allah′a ve Peygamberine itaat ederse Allah onu, zemininden ırmaklar akan cennetlere koyacaktır; orada devamlı kalıcıdırlar; işte büyük kurtuluş budur. Nisa 13,14

“(Böyle davranırsanız) Allah işlerinizi düzeltir ve günahlarınızı bağışlar. Kim Allah ve Resulüne itaat ederse büyük bir kurtuluşa ermiş olur.” Ahzap 71

“Kim Allah′a ve Peygamberine itaat ederse, Allah onu altından ırmaklar akan cennetlere sokar. Kim de geri kalırsa, onu acı bir azaba uğratır.” Fetih 17

“Mümin erkeklerle mümin kadınlar da birbirlerinin velileridir. Onlar iyiliği emreder, kötülükten alıkorlar, namazı dosdoğru kılarlar, zekâtı verirler, Allah ve Resulüne itaat ederler. İşte onlara Allah rahmet edecektir. Şüphesiz Allah azîzdir, hikmet sahibidir.”Tevbe71

“Allah′a ve Resûl′üne itaat edin ki rahmete kavuşturulasınız.” Ali İmran 132

“De ki: Allah′a ve Resûlü′ne itaat edin. Eğer yüz çevirirlerse bilsinler ki Allah kâfirleri sevmez.”Ali İmran 32
Allaha karşı gelmek insanı küfre götüreceği hususunda şüphemiz yoktur. Bu ayette Allah peygambere karşı gelmeyi kendine karşı gelmekle eşdeğer tutmaktadır. Konu öyle hafife alınacak bir konu değildir o mantık o zihniyet bizi inkâra götürülebilir. Allah korusun. “Onlar, aralarında hüküm vermesi için Allah′a ve Peygamber′e çağırıldıklarında, bakarsın ki içlerinden bir kısmı yüz çevirip dönerler.” Nur 48

Dinin bu konudaki hükmü nedir deyince yan çiziyorlar
“Hayır, Rabbine andolsun ki aralarında çıkan anlaşmazlık hususunda seni hakem kılıp sonra da verdiğin hükümden içlerinde hiçbir sıkıntı duymaksızın (onu) tam manasıyla kabullenmedikçe iman etmiş olmazlar.” Nisa 65

“Resululullah bir hüküm verdiğinde onun içlerinde hiçbir sıkıntı duymadan kabul etmedikçe ve tam bir teslimiyetle teslim olmadıkça mümin olamazlar” buyruluyor büyük bir ikaz var bu ayette… İman bu olsa gerek. Senin hükümlerin karşısında emrin başım gözüm üstüne işittik ve iman ettik demedikçe mümin olamazlar deniliyor. Her konuda resule başvurmak Allah küçük büyük her meselede O’na müracaat etmedikçe mü’min olamazlar. Mü’min olabilmek için her konuda resule başvurmak, hiç rahatsızlık duymadan hükmüne razı olmak ve tam bir teslimiyetle O’na boyun eğmek şarttır.

İbni Kayyım büyük İslam âlimlerinden bu ayetle ilgili 3 başlık altında şöyle hüküm veriyor
1.İnsanlar büyük küçük her meselelerinde; ailevi toplumsal vb her meselede resulü hakem kılmazlarsa Allah, kullardan imanı yeminle nefyediyor
2. Bu hükümden dolayı içlerinde bir sıkıntı duymamalarını şart koşuyor
3.Tam bir teslimiyetle verilen hükme tabi olmayı şart koşuyor
Nisa suresi 115 Yüce Allah Hz peygambere muhalefetin sonucunu terk edilmek ve yerinin cehennem olduğunu ifade ediyor.

“Müminler, ancak Allah′a ve Resûlüne gönülden inanmış kimselerdir. Onlar, o Peygamber ile ortak bir iş üzerindeyken ondan izin istemedikçe bırakıp gitmezler. (Resûlüm!) Şu senden izin isteyenler, hakikaten Allah′a ve Resûlüne iman etmiş kimselerdir. Öyle ise, bazı işleri için senden izin istediklerinde, sen de onlardan dilediğine izin ver; onlar için Allah′tan bağış dile; Allah mağfiret edicidir, merhametlidir.” Nur 62

İnsanlar Resul ile beraber iken ondan izin almadan bir yere gitmemelerini imanın gereklerinden görmektedir. İmam Malik’den (ra) nakledilir. Yine böyle bir hadis dersinde iken arı ısırmış. İmam hadis dersi bitinceye kadar kıvranıyor acı çekmesine rağmen dersi tamamlayınca düşüp bayılıyor, aklı başına gelince kendisine sorulunca “Hz peygamber konuşurken kılını kıpırdatmazsın, şikâyet etmezsin” diyor. Peygambere ve hadise karşı bu derece edepli ve saygılı.
İlimle amil olmak gerekir. Amel yeter mi? Amel de yetmez. Samimi olmak gerekir ihlâs sahibi olmak gerekir. Ya öğrenen olacağız ya öğreten olacağız ya da bunları seven olacağız. İlmin içerisinde olup yaşayan olacağız ve riyadan ve gösterişten uzak olacağız. Samimi olacağız ve insanı kâmil olacağız. Hedefimiz insanı kâmil olmaktır

SHARE
Millet Derneği İstanbul Şubesi hakkında bütün haberler, semineler ve faaliyetleri takip edebilirsiniz.

YORUM YOK

VER