Bestami Yazgan- Hadis Burcunda Şiir Sohbeti

0
1

HADİS BURCUNDA ŞİİR SOHBETİ

Ünlü şair ve edebiyatçı, yazarımız Bestami Yazgan, ‘Millet’ dostlarına unutulmaz bir şiir ziyafeti sundu.
Millet Derneği İstanbul Şubesinin, aylık seminerleri birbirinden değenli simalarla devam ediyor. 2 Mart Cumartesi günü saat 12.00´ de gerçekleştiren toplantının konuğu Bestami Yazgan oldu. Yazgan, hayata yön veren hadis-i şeriflerden örnekler vererek onlarla ilgili şiirlerini sundu.. Yazgan, “Beşeri fikirlerin çok çabuk eskidiğini ancak manevi kaynaktan beslenen fikirlerin yaşayabileceğini, bu kaynaklardan birinin de hadisler olduğunu” söyledi. Katılımcıların katkılarıyla karşılıklı sohbet tarzında geçen programdan sonra Yazgan, kitaplarını imzalayarak bol bol fotoğraf çektirdi.
Programın sürprizi ise değerli şair Yusuf Dursun oldu. Kısa bir süre söz alarak yakın zamanda bestelenen ve büyük ilgi gören Yetim Kız şiirini okuyan Dursun, Millet Derneğini kendi evi gibi gördüğünü, her zaman bu camiayla birlikte olmaktan, bu hizmete katkı sağlamaktan mutluluk duyacağını belirtmiştir.

SEVENLERE SELAM OLSUN
Yâr-ı sâdık bilir hâlden,
Aşk dersini alır gülden,
Karşılıksız tâ gönülden
Sevenlere selam olsun.

Yeşerip sevgi gülşeni
Kuşatsın ruhu, bedeni.
Bir gül için bin dikeni
Sevenlere selam olsun.

Öz nefsini kayırmadan,
İnsanları ayırmadan,
Kimselere duyurmadan,
Sevenlere selam olsun.

Tutuşarak için için,
Hiç sormadan neden, niçin,
Sevdiğini Allah için,
Sevenlere selam olsun.

Yüce Mevlamıza kul olanlara, milletin inancına ve ideallerine gönül verenlere selam olsun… Efendimiz buyuruyor ki: “Ashabım gökteki yıldızlar gibidir. Hangisine tabii olursanız hidayete erersiniz.” Efendimizin her sözü de her sünneti de bir güneş gibidir. Ümmeti onun bir sözüne uysa, bir hadisi şerifini kendine ilke edinse, inşallah kurtuluşuna vesile olur. Mesela şu hadis: “Kendiniz için istediğiniz bir şeyi, başkaları için de istemedikçe olgun müslüman olamazsınız.” İşte efendimizin sadece bu sözünü yerine getirsek mutlu olmamız için yeter mi, ülkemizin mutlu olması için yeter mi, tüm insanlığın mutlu olması için yeter mi? Yeter, çünkü İslam’la insanlık birbirine eşittir. İnsani değerlerin tamamı aynı zamanda İslami değerlerdir. Niye? İnsanı Allah yaratmıştır da ondan.

GÜLÜ İNCİTME GÖNÜL
Çiçeklerle hoş geçin,
Balı incitme gönül.
Bir küçük meyve için
Dalı incitme gönül.

Konuşmak bize mahsus,
Olsa da bir güzel süs,
‘Ya hayır de, yahut sus,’
Dili incitme gönül.

Sevmekten geri kalma,
Yapan ol, yıkan olma,
Sevene diken olma,
Gülü incitme gönül.

Başın olsa da yüksek,
Gözün enginde gerek,
Kibirle yürüyerek
Yolu incitme gönül.

Mevlâ verince azma,
Geri alınca kızma,
Tüten ocağı bozma,
Külü incitme gönül.

Dokunur gayretine,
Karışma hikmetine.
Sahibi hürmetine
Kulu incitme gönül.

“Müminler bir vücudun azaları gibidir. Bu vücudun bir yeri rahatsız olursa tamamı rahatsız olur” hadisinde buyrulduğu gibi; birinci safhada Anadolu’da bir sıkıntı varsa o bizim sıkıntımızdır, ülkemizde bir sıkıntı varsa o sıkıntı bizim sıkıntımızdır, sonra İslam âleminde bir sıkıntı varsa o sıkıntı bizim sıkıntımızdır, bunun acısını çekmemiz lazım.

Yeter bunca gaflet, yeter bunca naz,
Sabah-akşam Nusret için kıl niyaz,
Vallâhi korkaklık sana yakışmaz,

Elde yalın kılıç Allâh’a dayan,
Uyan ey İslâm’ın aslanı uyan!..

Ümmet-i Muhammed tek tek kırılır,
Her köşede bir kardeşin vurulur,
Bu zulmün hesabı senden sorulur,

Bir tarafta figan, bir tarafta kan,
Uyan ey İslâm’ın aslanı uyan!..

Nice mazlum yollarını gözlüyor
Milyonlarca mü’min yürek sızlıyor,
Baştan sona dünya seni özlüyor,

Dem bu demdir, gün bu gündür el-aman,
Uyan ey İslâm’ın aslanı uyan!..

Zulme boyun eğmek zor değil midir?
Gardaş gardaşıyla yâr değil midir?
Bunca derin uyku ar değil midir?

Hüzün dalga dalga, acılar umman,
Uyan ey İslâm’ın aslanı uyan!..

Sanki sebil oldu mazlumun canı,
Küfre helâl oldu Müslüman kanı,
Artık patlamalı îman volkanı,

Haşmetinden titremeli dört bir yan,
Uyan ey İslâm’ın aslanı uyan!..

Amerika’yı görüyorsunuz Afganistan’a gidiyor milyonları öldürüyor, Irak’a gidiyor iki milyon insanı öldürüyor. Biz Mekke’ye nasıl girmiştik? Çocuğa, yaşlıya, kadına dokunulmaz. Velhasıl eline kılıç alıp karşına çıkmayana dokunulmaz. Savaşta bile insanlığın bizim savaşımıza ihtiyacı var. Savaşı bile insanca yapıyoruz.

SEVGİ DENİZİ
Sevgiden bu deniz, sevgiden bu dağ,
Yıldızlar, dolunay, güneş sevgiden.
Sevgiye kâinat olurken feda,
Anlamaz insanlar sevgiyi neden?
Sevgidir insanı tam insan eden.

Düşen, tohum değil sevgidir yere;
Fidanı sevgiyle gül eder toprak.
Yeniden yeşerir günde kaç kere,
Sevgiyle yoğrulan bir sarı yaprak;
Sevgi, yeryüzüne dikilen bayrak.

Sevgi dağın taşın içinde bile,
Kendine bir yuva kurmayı bilir.
Yeter ki sevmeyi gönülden dile,
Sevgi ta yürekten koşarak gelir,
Bir gül bahçesinde yoldaşın olur.

Öyle uzak durma, gönlüne eğil;
Bir tanısan bırakmazsın bir daha.
Bil ki canevinden başkası değil;
Sevgi, bir gönülde kalktı mı şaha,
Yıldırım hızıyla koşar Allah’a!
Yusuf Dursun

Sevgiyi laftan ziyade icraatla göstermemiz lazım. Sevginin altını doldurmak lazım. Sevgi günümüzde erozyona uğratılan kelimelerden biri oldu. Çokta kullanılıyor. Ama gerçek anlamda onu yaşayabilmek de biraz er kişinin kârı diye düşünüyorum. Nasıl olurda sevgi güzel yaşanır? Sevdiğimizi eksikleriyle, olduğu gibi yaşayabiliriz onu. Onu her haliyle kendimize benzetmeye çalışırsak olmaz. Birbirimizi eksiklerimizle sevelim.

Beşeri fikirler ne kadar mükemmel olursa olsun elli yıldan fazla yaşamazlar, ilahi kaynaktan beslenmeyen beşeri fikirler fazla yaşamazlar. Ama ilahi kaynağın kokusunu alıyorsa, kokusu sinmişse o eserler Yunus Emre olur 700 sene yaşar, Mevlana olur yaşar, Mehmet Akif olur yaşar. Hadis: “İman etmedikçe cennete giremezsiniz, birbirinizi sevmedikçe de gerçek anlamda iman etmiş olamazsınız.”

Bağrı yanık dağlar gelir,
Dost yüreğin geniş olsun.
Gözü yaşlı çağlar gelir,
Dost yüreğin geniş olsun…

Güneş batsa, ay doğmalı,
Semâdan ışık sağmalı,
İçine dünya sığmalı,
Dost yüreğin geniş olsun…

Gözü-gönlü açlar vardır,
Himmete muhtaçlar vardır,
Hüzün yüklü göçler vardır,
Dost yüreğin geniş olsun…

Mazlum, öksüz olabilir,
Sevgi, yetim kalabilir,
Hak misafir, gelebilir,
Dost yüreğin geniş olsun…

İnsanları dört gruba ayırıyorlar; Birincisi kuş tipi insanlar (kendisini ve ailesini düşünür), ikinci grup normal insanlar (ailesi ile beraber milletini de düşünür), üçüncü grup normalin üstünde insanlar (milleti ile beraber kendi inancında olanları da düşünür), dördüncü grup yıldız tipi insanlar (bütün insanlığı düşünür). Bizim en azından normal insan olmamız lazım.

Ben milliyetçi bir insanım; vatanımı milletimi severim. Vatanımı severin derken, bu ülkenin dağını seviyor muyum, taşını, toprağını? O zaman kardeş bu ülkenin Kürt’ünü de seveceksin, Türk´ ünü de, Alevi’sini de seveceksin, Sünni’sini de, ama insan olarak. Milliyetçilik anlayışım bu. Ama fikrini sevmeye bilirsin o ayrı. Şu Allah’ın yarattığı bünyeyi seveceksin arkadaş. Çok mükemmel bir eser.

Allah’ın huzuruna çıktığımızda bize ne soracaklar? Bir Kimin kulusun, iki kimin ümmetisin, üç dinin İslam, kitabın? Hangi millettensin sorusu var mı? Yok. Bu Allah’ın yarattığı bir gerçeklik ama, sosyal gerçeklik. Millet var mı? Var ama öbür dünyada geçmiyor bu. Ben Türk milletini seviyorum ama Müslüman olduğu için seviyorum. Allah’ın sevmediğini ben nasıl sevebilirim?

Tetiği Kırılmış Bir Tüfek Gibi
Gece kurşun gibi sabah olmuyor,
Hava donmuş, güzel kokun gelmiyor,
Yüzüm gülse bile özüm gülmüyor…

Yastıkla selamı kestim be güzel!
Sen gittin, uykuya küstüm be güzel!

Ipılık nefesin gelecek gibi,
Bekledim ayazda kelebek gibi,
Tetiği kırılmış bir tüfek gibi,

Kalbimi duvara astım be güzel!
Sen gittin, bahara küstüm be güzel!

Yıldızlara yoldaş oldum bilesin,
Hayalinle haldaş oldum bilesin,
Yalnızlığa gardaş oldum bilesin…

Lâl oldu dillerim, sustum be güzel!
Sen gittin, hayata küstüm be güzel!

Yüce dağ başında kar bulamadım,
Kül olmuş sol yanım, kor bulamadım,
Sağ yanıma döndüm, yâr bulamadım,

Bağrıma boşluğu bastım be güzel!
Sen gittin, dünyaya küstüm be güzel! ..
Son olarak “kulum desem yeter bana”

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here