Adnan Korkmaz – Dil

1188

seminer-c782“İngilizceyi herkes bilmeli” bir aldatmaca
Avukat Adnan Korkmaz, İngilizce´nin herkese lazım olmadığını söyledi. Yabancı dil olarak Arapça´yı ´manevi kimlik´ için tavsiye eden Korkmaz, ´Niçin öğrenmeliyiz´ sorusuna cevabı belli olmayan hiç bir dili öğrenmeye gerek yok. Artık çeviri yazılımları sayesinde bu problem de ortadan kalktı, kalkacak” dedi.
Millet Derneği İstanbul Şubesi’nce düzenlenen aylık seminerlerin bu ayki konuğu Sorgun Düşünce Kulübü kurucusu, fikir ve aksiyon insanı Adnan KORKMAZ’ dı. Dernek Merkezinde, Başkan Yardımcısı Erkan ÇİPLAK’ ın sunumuyla başlayan toplantı Millet Dostlarınca büyük ilgi gördü.
Konuşmasında; dil nedir, niçin ve nasıl öğrenilir sorularına cevap arayacağını belirten Korkmaz, dilin, Allah´ın yarattığı en muhteşem mucize olduğunu belirterek, şunları söyledi: “Dil bir iletişim aracıdır. Peki kiminle? Kişinin kendisiyle, Rabbiyle, toplumla. Dolaysıyla dilin politik, ekonomik, sosyal ve daha pek çok yönleri vardır. İşte böyle önemli yönleri olan dil; konuşma, dinleme ve yazma becerilerinden oluşan bir iletişim tekniğidir. Kişi bunu edinmekle Rabbiyle, kâinatla, kendisiyle ve diğer insanlarla iletişime geçer, bilgi ve duygu alışverişlerinde bulunur. Dil o kadar önemli bir argümandır ki; dinle alakası olmayan ve insanı hayvanlara benzeten filozoflar bile insanı, konuşması sebebiyle hayvanlardan ayırırlar. İnsan haşa ´konuşan hayvandır´ derler. Oysa insanı ´eşref-i mahlukat´ olarak yaratan Rabbimiz, dili insana bizzat kendisinin öğrettiğini Bakara Suresi 31. ayette buyuruyor: ““Allah, Âdem’e bütün varlıkların isimlerini öğretti.” Evlat sahibi olanlar bilir, çocuk 2-3 yaşlarına geldiğinde yemek yemeyi bilmezken konuşmayı öğrenir. Ona dili kimse öğretmemiştir oysa. Çünkü Yaratıcısı tarafından öğretilmiştir.”

Çocuklara okulda anadilin değil, dilin resim hali olan yazmanın öğretildiğini ifade eden Adnan Korkmaz, yabancı dillerle ilgili şu ilginç görüşleri dile getirdi: “İkinci bir dil niçin öğrenilir? Evde bulunsun, belki bir gün lazım olur diye öğrenilemeyeceğine göre. Niçin? Önce bu niçin sorusuna cevap verilmesi lazım. Bizim ülkemizde niçin sorusu sorulmadığı için cevabı da verilmiyor. Şimdi ülkemizde “niçin arapça öğrenmeliyiz” sorusunun cevabı –Elhamdülillah müslüman olmamızdan ötürü” çok kolay verilebiliyor. Bugün arapçanın öğrenildiği her yerde en genel manasıyla niçin sorusunun cevabı bellidir. Yazın okullar tatil olunca çoluk çocuk mahalle camisine gider. Niçin? Elemtereyi, namaz surelerini öğrenmek için. Bazısı çocuğunu Kur’an kursuna verir. Niçin? Hafız olsun, Kuran’ ın ezberletimini öğrensin diye. Biraz daha büyük yaş grubundaki çocuklar İmam- Hatip okullarına gönderilir. Niçin? Dinini, diyanetini öğrensin diye. Bu ülkede arapçayı koruyan böyle bir niyet ve inanç var. Haa arapça öğreniminin teknik sorunları yok mudur? Vardır tabii ki. Çünkü dil öğrenmek zordur. Şimdi sizin çevrenizde konuşulmayan bir dil, din dili de olsa onu öğrenmek zordur. Görüldüğü gibi Arapça´nın ülkemizde diğer dillere nazaran bir şansı var.”

Buradan sözü bir başka yabancı dil olan İngilizceye getiren Korkmaz, “Bugün herkese (öğrenciye, garsona, emekliye hatta anaokulu çocuğuna bile) İngilizceyi öğrenin diyorlar.Öğrenilebilir, bunda bir sorun yok. Bütün diller Allah’ ın mucizesidir. Bizim işimiz dilin o boyutuyla değil. Bu yönüyle bütün dillerin birbirinden bir farkı yok. Bir Alman kimya devi sanayi şirketinin Almanya’ daki toplantısına Türkiye temsilcisi de katılır. Bizimki şirketin sahibine “niçin Almanca’ dan başka bir dil öğrenmiyorsunuz” diye sorar. O kimya devinin sahibi der ki; “Ben 40 ülkeye mal satıyorum. Şimdi 40 dili nasıl öğreneyim. O 40 ülke temsilcileri zahmet edip Almanca öğrensinler” der. İşte bir dili br ülke ya sevdiği için (arapça gibi) ya da zorunda kaldığı için öğrenir (ingilizce gibi) Şimdi, ülkemizde İngilizce, Arapça gibi olmaya çalışıyor. İlkokula kadar indi, her yerde kursu açıldı. Televizyonlarda, internette sürekli yayını yapılıyor. Niçin öğrenmeliyizi sormadan nasıl öğrenmeliyiz konusunda envail çeşit yöntem sunuyorlar: Hızlandırılmış kurs, yaz kursu, yutdışına gönderme gibi. Oysa niçinden bahseden yok.

Ülkemizdeki ´İngilizceyi öğrenemiyoruz´ yakınmalarına da değinen Korkmaz, çözüm önerisini şöyle sundu: “İkinci bir dil; konuşma, anlama, okunma ve yazma boyutlarından hangisi lazımsa onun için öğrenilir. Oysa ülkemizde ikinci dil şöyle öğretilmeye çalışılıyor; deniyor ki, dilin bu dört boyutunu da size öğreteceğiz. Peki, Sultanahmet´te poğaça satan bir adama dilin yazma boyutunun ne faydası var? Adam on cümle ile poğaça, börek satabiliyor oysa. Sen yeter ki satacak bir şeyler bul. Hatırlayın, Alman kimya devi patronu ne diyordu? Ben İngilizce ve Arapça biliyorum ama daha bu zamana kadar iki İngiliz, iki Arap görmedim. Demek ki, dilin hangi boyutu hayatımıza girecekse sadece o boyutunu öğrenmemiz yeterli.”

Bizim gibi ülkelerde eğitimde “çöp kovası modeli” uygulandığından bahseden Korkmaz, devamla; “İlkokuldan itibaren kafamıza ne bulunsa boşaltılmıştır.Tarih, coğrafya, geometri, gramer, kimya. Çöp kovası modeli dedik ya, çöpte herşey vardır ama hiçbir şeye yaramaz. Bugün ben karşımda bir yığın çöp kovası görüyorum(ben de dahil). Tarih, ekonomi, politika biliriz ama hiçbir sorunumuzu çözemeyiz. İşte İngilizceyi de bu çöp modeliyle öğretiyorlar bize. İlkokula kadar düşürdüler bu modeli. Sözde İngilizce okumayı, konuşmayı, yazmayı öğretiyorlar. Okul bitiyor bir bakıyorsun bu dili hiç kullanamıyorsun.Ne ailende, ne çevrende. Sadece Sultanahmet’te turistle karşılaştığında ona otelinin yerini tarif etmekte kullanıyorsun. Peki, turiste otelini tarif etmek için İngilizce öğrenmeye gerek var mı sizce. Eee, o zaman niye bu dili öğretmeye çalışyor bunlar. İşin canalıcı noktası burası. Niçin’ in cevabını veriyorum. Siz başka bir şey düşünmeyin diye, oyalanın diye. Bu ülkede süpermarketlerde en pahalı ürünler neden tarım ürünleri oysa eskiden bunlar sudan ucuzdu. Siz bunları düşünmeyin diye.

“Doğru olarak cevaplanmamış ´niçin´ sorusu durdukça, ´nasıl´ sorusuna cevap bulunamaz” diyen Adnan Korkmaz, sözlerine şöyle devam etti: “Bu ülkede üretmek yasak. Tarım ve hayvancılık yasak. Elektronik eşya yasak. Şu anda cebinde yerli malı cep telefonu olan var mı? Yok değil mi? Çünkü yasak. Ama İngilizce serbest. Şimdi bir daha düşünün lütfen; ´Bana niçin İngilizce öğretmek istiyorlar´ diye. Doğru cevaplanmış niçin sizi temin ederim ki, nasılını bulur. Mesela birisi bilgisini arttırmak istiyorsa ona okuma yoğunluklu İngilizce lazımdır. Ya da bir başkası şirkette iş mektubu yazıyordur. O arkadaş da yazmaya yoğunlaşarak İngilizce´yi öğrenir. Bakın, ´niçin´i belli olunca ´nasıl’ını bulmak çok kolay.”

Günümüz dünyasında yaşanan dejenerasyona da değinen Korkmaz, konuşmasını şöyle tamamladı: “Üzülerek ifade edeyim ki, bugün yaşadığımız hayatın adı: İşporta hayatıdır. Hayatımızda kalite yok, üretim yok. Hep tüketim, tüketim… O yüzden yaşadığımız hayat da tıpkı bilgilerimiz gibi işportadır, sahtedir.”

“Sonuç olarak size arapçayı öğrenmeyi tavsiye ediyorum. Hakikatimizden şaşmamak, birilerinin kurduğu tezgahlara karşı milli benlik oluşturabilmek için. Şu an aramızda bulunan arkadaşlarımızdan –buraların tabiri ile ifade etmek gerekirse- Kur’ anı yüzünden okumayı bilmeyen varsa öğrensin. Bir yerden başlasınlar. Bir müslümanın hayatı arapçasız, Kuran’ sız geçmemeli.”

“İnsan, çözemeyeceği sorunu çıkarmaz. Yani insanın çözemeyeceği sorunu çıkarma gücü yoktur. İnsan, deprem yapabilir mi, güneşten bir parça koparabilir mi? İnsanın şerrinde bile bir sınır, acziyet vardır. Dolaysıyla bugün bizim çok karmaşık gibi gözüken sorunlarımız, çözülemeyecek sorunlar değil. Yeter ki, çözme niyet ve kararlılığı olsun. Bakın Azerbaycan bu minvalde büyük bir iş yaptı. Çok harika bir çeviri yazılımı yaptılar. Bir metni çok kısa bir sürede örneğin İngilizceden Azericeye ya da Azericeden İngilizceye çevirebiliyorlar. Bunu telefonda dahi kullandılar. Azerice “Alo, nasılsın” diyorsun, program sizin sözünüzü İngilizceye çeviriyor, karşı tarafın “I am fine, you” sözünü ise kısa sürede Azericeye çevirerek ahizenin iki ucundaki kişinin iletişim kurmasını sağlayabiliyor.”

“Niçinleri sorduğumuz ve cevaplarını aradığımız sürece herkese her bilginin lazım olmadığı gibi herkese İngilizce’nin de lazım olmadığını kavrayabiliriz. Unutmayalım ki, yoğun bir aldatmaca bombardımanı altındayız. Kurulan bu tezgahları anlayabilmek için “Niçin” sorusunu durmadan soralım. Niçin, niçin, niçin. Zira, doğru olarak cevaplanmamış “niçin” sorusu durdukça, “nasıl” sorusuna cevap bulunamaz.”

 

SHARE
Millet Derneği İstanbul Şubesi hakkında bütün haberler, semineler ve faaliyetleri takip edebilirsiniz.

YORUM YOK

VER