BİR KAŞIK SUDA KASIRGALAR ESTİRMEK

2018 Ekim ayına Türkiye ve dünyada Kaşıkçı olayı damga vurdu. Olayın ayak sesleri elbette vardır. Ancak, ayak seslerinden habersiz, olayın bir anda gündeme düşmesi, şok etkisi yaptı. Aslında pek çok olay birbiriyle yakından ilgili. Kimisi sebep, kimisi sonuç.

Türkülerimizde yer tutmuş, Anadolu’nun hemen her yöresinden Anadolu gencinin vatan savunması için siper aldığı Yemen’de bugün sessiz sedasız bir savaş devam ediyor içten içe. Her iki cephede savaşanlar da aynı dinin Allah’ına inanıyorlar, ibadet ediyorlar ve dua ediyorlar. Bunları teşvik eden, yüreklendiren, cepheye sürenler de aynı durumdalar; Suudi Arabistan ve İran. Silah satanlar ise denizaşırı ülkeler. Her kimse?

Suud’da reform rüzgârları esiyor. Batıyı iyi tanıyan, Batının iyi tanıdığı Muhammed bin Selman yarışı önde götürüyor. Ancak kimi zaman ölçünün ölçüsünü kaçırması işten bile sayılmıyor. Suud Ailesindeki operasyonlar, ılımlı İslam projesinin harlanması, Batı ile olan platonik aşk, aslında önemli ipuçları veriyor. Veliaht Prens Muhammed’in Batılı pek çok gazete ve dergi ile iyi ilişkiler kurması ve ondan sitayişle bahsetmeleri olağan bir seyrin sonucu değil elbette. Ayrıca söz konusu prensin Amerika’da pek çok önemli isimle görüşmeler gerçekleştirmiş olması, geleceğe dönük sinyaller açısından dikkatle üzerinde durulması gereken bir durumdur. Prens Muhammed’in görüşmeler yaptığı isimler basına yansıdı. Şu isimler dikkat çekici değil mi:

Bill Clinton, Bill Gates, Condoleezza Rice, David Petraeus, Elon Musk, George W. Bush, Henry Kissingerr, Hillary Clinton, John Kerry, Michael Bloomberg, Barack Obama, Peter Thiel, Senatör Chuck Schumer.

Ayrıca Apple’den Tim Cook’un yanı sıra Amazon, Boeing, Microsoft, Uber, Walt Disney, Lockheed Martin’in yöneticileri ile görüşmeleri olmuş Prens Muhammed Bin Selman’ın.

Amerika’daki Yahudi lobisi ile de görüşmeler yaparak onların desteğini alan Prens daha ne istesin ki?

Bütün bu gelişmeler, Veliaht Prensi, Lübnan Başbakanı Saad Hariri’yi Riyad’da tutuklayıp istifasını elinden alacak kadar cüretkar kılmıştı, hatırlanacağı üzere.

Kaşıkçı’ya gelince…Kaşıkçı, soyadına bakılırsa Türk asıllı bir Suudi Arabistan vatandaşı olmalı. Anlaşıldığı kadarıyla bir takım yanlışlara dikkat çekiyor, dik durmaya çalışıyor. Onun Yemen’deki anlamsız savaşa dikkat çekmesi ve karşı çıkması, örgülenen paradigmayı zora sokuyor.  Ayrıca Suud’da estirilen demokrasi, hukukun üstünlüğü, insan hakları rüzgârlarının sahte bir yanılsamadan başka birşey olmadığını savunuyor. Pek çok âlim ve aydının sahte suç isnadıyla seslerinin kesildiğini söylüyor. Ve bu adam bir Amerikan gazetesinde yazıyor.

Böyle bir adam İstanbul’da Suudi Arabistan Konsolosluğunda sırra kadem basıyor. Olay, gizemini sürdürüyor. Nişanlısından haber alamayan Kaşıkçı’nın “müstakbel eşi” olayı Milletvekili Yasin Aktay’a aktarıyor. Bundan sonraki gelişmeleri bütün dünya yakından takip ediyor. Türkiye, Amerika başta olmak üzere pek çok devlet, olayın aydınlatılması yönünde görüş beyan ediyor. Türkiye ve Suudi Arabistan ortak inceleme komisyonu kurma kararı alıyor. Olay, hemen her gün haber bültenlerinin vazgeçilmezlerinden oluyor.

Bütün bunlardan “bağımsız” olarak bir de papaz Pastör Brunson olayı var.

Kaşıkçı Olayı GOP’un Ayak Sesleri Olmasın

Şimdi ayrıntıya girmeden olayın püf noktalarına bakalım:

1.Cemal Kaşıkçı, Yemen’deki savaşın bir “ahmaklar” savaşı olduğunu söylüyor. Bu yaklaşım, bu savaşa destek verenleri de bu savaşa silah satanları da rahatsız ediyor. Bu sesin yükselmesi onların işini zorlaştırabilir. O halde bu sesin kısılması gerekir. Bu açıdan bakınca, Kaşıkçı olayına tepkisini ifade edenler olduğu gibi, tepkiyi diplomatik bir görevin yerine getirilmesi kabilinden görenlerin varlığı da göz ardı edilmemelidir.

2.Olay aydınlanıncaya kadar Suudi Arabistan yönetimi ve yönetimin gözde prensi töhmet altında tutulacaktır. Bir yandan yeşil ışık yakılan Prens Muhammed, bir takım şantaj malzemeleri ile istenilen kulvarda yürümesi için zorlanma riski ile karşıkarşıya kalabilecektir. Kulvara girmesi için alkış tutanlar bu kez gösterdikleri istikamette ilerlemesi için ellerindeki bilgiyi açıklamak “zorunda” kalacaklardır.

3.Brunson olayında yüz bulanlar, Kaşıkçı olayını kaşımak isteyeceklerdir. Kaşıkçı olayı, basit bir olay olmaktan çıkmış Türk-Amerikan, Türk-Suud ve Suud-Amerikan ilişkilerinde dalgalanmalar oluşturacak boyutta yansımaları olacak bir hale dönüşme eğilimi göstermektedir. Türk-İran ilişkilerinin dahi bu olay sonucundaki gelişmelerden etkilenmesi imkân dâhilindedir.

4.Gündemde olan Fırat’ın doğusu konusu da bu olaylar zinciri ile arka planda ilişkilidir.

5.Kaşıkçı olayı, GOP için bir fırsat olarak değerlendirilmek ve kullanılmak istenecektir.

6.Türkiye, istese de istemese de, bu olaylarla ilgili veya ilgisiz, Ortadoğu’nun mihveridir. Kararlı, adil bir şekilde bölge ülkeleriyle iyi komşuluk ilişkilerini geliştirmek ve kollamak zorundadır. Türk Milleti, vatan söz konusu olunca, onurlu dik duranların arkasında durmasını bilecektir.

Milletimiz yaşayacak, düşmanları kahrolacaktır.

Zafer; Hakk’ın ve Hakk’a inananlarındır.

SHARE

YORUM YOK