“ALLAH BEREKET VERSİN”

Müslüman Türk Milleti için dualı millet denilmiştir. Bunun başlıca iki sebebi bulunmaktadır. Bunlardan biri, kendisi için yapılan hayır dualardır. Bu duaları, mübarek insanlardan tutun da Hazreti Rasül’e kadar uzatmak mümkündür. Son Nebi’nin Aleyhisselam, Türkler hakkında; “Onlar size dokunmadıkça siz onlara ilişmeyin.” buyruğu bilinmektedir. Rabbülalemin’in ayet-i celiledeki beyanı da bir dua gibi telakki edilmiştir. Rabbimiz şöyle buyurmaktadır:

“Ey iman edenler! Sizden kim dininden dönerse (bilsin ki) Allah, kendisinin onları sevdiği ve onların da Allah’ı seven, müminlere karşı alçak gönüllü (şefkatli), kâfirlere karşı onurlu ve zorlu bir toplum getirecektir. (Bunlar) Allah yolunda cihad ederler ve hiçbir kınayanın kınamasından korkmazlar (hiçbir kimsenin kınamasına aldırmazlar). Bu, Allah’ın, dilediğine verdiği lütfudur. Allah’ın lütfu ve ilmi geniştir.” Maide 5/54

Atalarımızın duayı dillerinden düşürmemeleri de onların dualı bir millet olmasıyla ilgilidir. Ağzı dualı deyimi Türkçe’ye ait bir kavramdır.

Hazreti Peygamber Aleyhisselam; “Dua müminin silahıdır.” buyurmuştur. Gerçekten de müminler, dua zırhına bürünmüşlerdir. Onların duasız hiç bir eylemleri yoktur. Onların zihni faaliyetleri bile dua ile çevrelenmiştir. Onlar her bir işlerine besmele ile başlayıp Rabbülalemin’e hamd ile sonlandırırlar. İşler yolunda gitmiyor gibi ise “İnnellahe mea’s-sabirin” ayeti dökülür dudaklarından, ya da “Hasbünallahü ve ni’me’l-vekil” teslimiyeti.

Şimdilerde sessiz bir erozyonu yaşıyoruz milletçe. Ağzı dualı dedelerimiz, ninelerimiz, analarımız, babalarımız, kardeşlerimiz, eşlerimiz, çocuklarımız var elbette; elhamdülillah. Ama bir yandan da o dualı ağızlara hiçte yakışmayacak kelimeler ve söyleyişler yer tutmaya başladı alttan alta.

Kimi dualar el etek çekti bulunduğu mekândan, kimilerinin bir kelamı çok görüldü onlara; budandı ne anlamlar taşıdığına bakılmadan. Bunlardan biri, “Allah, bereket versin.” duasıdır. Bu, ne mübarek bir duadır.

Duada geçen bereket kelimesi ile aynı kökten türemiş başka kelimeler de var dilimizde. Mübarek, teberrük, tebrik; bereket ile aynı kökten türemiş kelimeler. Çok ilginç bir durumdur ki; dünya dillerinde bereket kelimesini karşılayacak bir kelime yok. Müslüman milletlerin dillerinde bereket aynen kullanılmış; hepsinde bereket. Ya da Anadolu’daki toprağın Azerbaycan’da torpak olması gibi harfler yer değiştirmiş.

Bereket; bolluk/kutlu, mutlu;

teberrük; bolluktan nasiplenme/kutluluk ve mutluluğa ortak olup paylaşama;

mübarek; bolluk hali/kutlu ve mutlu olma hali;

tebrik; bolluğa sevinme/ kutlama anlamlarına geliyor.

Bütün bu kavramlar, birbirleriyle iç içedirler ve biri öbürünün ya sonucu, ya da sebebidir. Bereketin hiç bir çevirisi asla onun yerini tutmaz. “Ömrüne bereket.” temennisi, “Ömrün uzun olsun.” dileğinden çok daha derin anlamlar barındırır bünyesinde.

Konunun en önemli yönü; bereket, bizim medeniyetimize has bir kavramdır ve iktisat teorilerinin asla izah edemeyeceği bir kavramdır. Salt ekonomik yaklaşımlarla bereketi izah etmek mümkün değildir. Bereket, temelinde iman olan manevi dinamiklerin sonucu olarak Allah Teâlâ’nın bahşettiği bir lütuftur.

Kadir Mevla, nice az topluluğu lütfuyla bereketlendirerek çok topluluklara üstünlük sağlamaya kadirdir.

Kutlu Nebi’nin; “Bir kişilik çorba iki kişiye, iki kişilik çorba üç kişiye, üş kişilik çorba dört kişiye, dört kişilik çorba beş kişiye yeter.” hadisi bereketle ilgilidir. Hazreti Peygamber Aleyhisselam’ın hayatında pek çok bereket mucizesi olduğu biliniyor.

“Allah bereket versin.” duasının en mübarek kelamı elbette Allah kelamıdır. Hayatının her anını Allah duygu, düşünce ve kelamı kaplamış olan bir milletin diline şimdi Allah kelamı –hâşâ- çok mu geliyor? Şimdilerde “piyasalardan” “Allah bereket versin.” duası el etek çekiyor ya da “bereket versin.” şekline dönüşerek tutunmaya çalışıyor. Bu, ne acı bir durum değil mi? Allah’sız bir dilin ve Allah’sız bir hayatın, Allah’sız bir ticaretin, Allah’sız bir ekonominin… ne kıymet-i harbiyesi olabilir Allah aşkına.

Dilimizdeki fakirleşme, hem bir sonuç, hem de millet hayatının geleceğine dair bir sebeptir. Söz konusu ettiğimiz bereket duası da ne yazık ki bu kuraklıktan etkilenmiş durumdadır. Artık “Allah bereket versin.” duasının dillerdeki terennümü azaldığı gibi üç kelimelik bir cümle dahi ağır gelmektedir “dil”lere. Ne garip! “Allah bereket versin.” duası, ticaretimizden uzaklaşmıştır. Söyleyenler dahi budamıştır onu: “Bereket versin.”

Dilimize ve dinimize sahip çıkmazsak, bizim yapacağımız çabanın didişmeden, evelenip oyalanmaktan bir farkı kalır mı?

Kadir Mevla’m, bizim kutlu çabamızı bereketlendirip taçlandırsın inşallah: Allah bereket versin. Âmin.

SHARE

YORUM YOK