AİLEDE HUZUR VE MUTLULUK

59

Evlenme-boşanma istatistikleri bize ne söylüyor?

Yıllara göre evlilik ve boşanma oranları

2007’de 100 evliliğe karşılık 14.76 olan boşanma sayısı,

2008’de 100 evliliğe karşılık 15.52’ye

2009’da 100 evliliğe karşılık 19.29’a

2014’te 100 evliliğe karşılık 21.83’e,

2015’te 100 evliliğe karşılık 21.86’ya

2016’da 100 evliliğe karşılık 21.22’ye çıkmış

Evlenen çiftlerin sayısı 2016 yılında 594 bin 493 oldu.

Boşanan çiftlerin sayısı 2016 yılında 126 bin 164 oldu.1

Bu veriler, resmi evlilik ve boşanmaları kapsıyor, resmi nikâhsız evlilik ve boşanmaları kapsamıyor. Bu verilerin aile kurumunun güçlendiğine mi, yoksa zayıfladığına mı işaret ettiğini anlayabilmek için evlenme ve boşanma sayılarına karşılaştırmalı olarak değerlendirmek gerekir.

2016’daki nispi düzelmeye rağmen hala her 5 evlenmeye karşılık 1’den fazla boşanma gerçekleşiyor.

İnsan, sevgi ve rahmeti elde etmek amacıyla gayret gösterir. Bir eş ile hayatın zorluklarını aşmayı ve güzelliklerini paylaşmayı ister. Kimi zaman güzel, kimi zaman kariyer sahibi, kimi zaman şöhretli, kimi zaman dindar ve ahlaklı eşler aranır. Elbette bütün bunlar önemlidir, önemsenmelidir. Her insanın kendine göre beğenileri, tercihleri, idealleri vardır ve hayatının belli dönemlerinde bunlara uygun kararlar alır. Ancak insan hayatında en önemli kararlardan biri olan eş seçiminde aranması gereken en önemli husus ahlakî erdemlere bağlılık olmalıdır. Çünkü bu ölçüye uygun olarak yapılan bir evlilik, dünyada huzur ve mutluluk kaynağıdır. Evliliğe süreklilik ve anlam kazandıran, eşlerin güzel ahlâk sahibi olmalarıdır. Yuvadaki geçim, huzur ve mutluluğun devamlılığı, ailenin sıkıntılara karşı metanetli olması dinî hassasiyet ve ahlakî olgunluk gibi iki temel değerle mümkündür. Allah Resûlü’nün ifadesiyle salih-saliha bir eş âdemoğlunun üç mutluluğundan biridir. Kötü eş ise mutsuzluk kaynağıdır.

Her şeyden önce evlenecek çiftler ekonomik endişelerin evliliklerini zedelemesine izin vermemelidirler. Rızkı verenin Allah olduğu hatırlamalıdırlar. Aileler de bu konuda anlayışlı davranmalı, evliliği kolaylaştırmak için ellerinden geleni yapmalıdırlar. “En hayırlı nikâh en kolay olanıdır.” 3 hadisi hem evlenecek çiftlere hem de ailelerine rehber olmalıdır. Aksi takdirde evlilik yolu tıkanır, toplumda bozulma ve ahlaki çöküntü başlar. Günümüzde evliliklerin çok pahalı olması sebebiyle evlenmek istedikleri hâlde evlenemeyen gençlerin durumu, en önemli sosyal problemler arasındadır.  Ekonomik nedenlerle sıcak bir aile yuvası kuramadan orta yaşlara giren bu kimselerin hayattan beklentileri, ümitleri, hayalleri, planları tükenebilmektedir. Bu durum onlarda bazen psikolojik rahatsızlıklara, bunalımlara ve daha başka problemlere yol açmaktadır.

Sevgili peygamberimiz (s.a.v.)  aileyi hem bir bereket kaynağı hem de büyük bir zenginlik olarak değerlendirmektedir. Aile, inanan bir insan için bereketin hiç kapanmadığı bir kapıdır. Bu kapıdan dualarla girmek, sevgi, şefkat ve merhamet duygularıyla yuvayı imar etmek ve dualarla yaşatmak gerekir.

Anadolu’da gelenekselleşmiş bir nikâh duası vardır. “Allah’ım! Bu anlaşmayı bereketli ve mübarek kıl. Yeni evlenen çifti ülfet, muhabbet ve bağlılık duygularıyla kaynaştır. Aralarına nefret, fitne ve ayrılığın girmesine izin verme. Tıpkı Âdem ile Havva’yı, Muhammed (s.a.v.) ile Hatîcetü’l-Kübrâ’yı ve Ali ile Fâtımatü’z-Zehrâ’yı kaynaştırdığın gibi…”  Biz bu duada Hz. Ali’nin Fâtıma’ya olan sevgisini görürüz. Hz. Fâtıma’nın eşine olan aşkını duyarız.

Yüce Allah Kur’an’da, “Kendileri ile huzur bulasınız diye sizin için türünüzden eşler yaratması ve aranızda bir sevgi ve merhamet var etmesi de Allah’ın (varlığının ve kudretinin) delillerindendir. Şüphesiz bunda düşünen bir toplum için elbette ibretler vardır.”4   buyurmaktadır.

Ayetten anlaşıldığına göre Yüce Allah, eşler arasında sevgi, şefkat, merhamet, kaynaşma ve yakınlaşma duygularını yaratmıştır. Evliliği ayakta tutan, devam etmesini sağlayan ölçüler ve bir takım prensipler vardır. Bunlar; sekinet, muhabbet ve merhamettir.

Yüce Rabbimiz evliliğin ilk gayesini, ‘’evlilikte sekinet bulmak’’ olduğunu ifade eder.

Sekinet; huzur, güven, maddi ve manevi olarak sakin olmak anlamlarına gelir. Kadın ve erkek evlilik yoluyla sükûn ve mutluluğa kavuşur. Her şeyden önce evlilik, eşler arasında huzur ve sevgi kaynağıdır. Eşler aile ortamında hem huzur bulmalı hem de o ortama huzur katmalıdır. Ailede sekineti sağlamanın yolu eşlerin görev ve sorumluluklarını yerine getirmesidir. Eşlerin sekinete, yani aile içi mutluluk ve huzura katkıları karşılıklıdır. Sekinet eşler arası sağlıklı iletişimle olur.

Muhabbet; karşılık beklemeden sevmek manasına gelir. Aile, sevgi üzerine kurulur. Sevgi olmadan, mutluluk olmaz. Sevgi dolu ve sevecen olmak, ailedeki huzurun ve mutluluğun temelini oluşturur. Eşler arasında sevgi ve muhabbet olmalı ama bu sevgi ve muhabbet, saygıyla yoğrulmuş, örülmüş olmalıdır.  Sevmek ve sevdiğini hissettirmek çok önemlidir. Hele kadınlar için sevgi hava gibi, su gibidir. Sevgiyi karşı tarafın anlayabileceği bir dille, bir yolla anlatmak, sevgi dilini bilmek gerekir. Aile içindeki ilişkiler duygusal ağırlıklıdır. Eşlerin birbirine duydukları en önemli ihtiyaç, duygusal ihtiyaçtır. Yeme, içme, barınma ihtiyacı daha sonra gelir, duygusal doyuma ulaşan birine artık bir lokma kâfidir. Aile muhabbetin, neşenin ve lezzetin paylaşılarak kıymet kazandığı yerdir.

Merhamet; şefkatli olma, acıma, kalp inceliği ve iyilik yapmak gibi duygu yüklü manalar taşır. Evliliğin özellikle ilerleyen dönemlerinde merhamet daha da önem kazanır. Eşler yaşlanıyor, ister istemez hastalıklar baş gösteriyor. O zaman yardımlaşma ve dayanışma daha çok ön plana çıkar.

Aile, vefanın fedakârlıkla, bilginin hikmetle, sevginin hürmetle harmanlandığı yerdir. Bundan sonra bereket kendiliğinden gelir. Ailede, sevgi, kanaat, yemek, mutluluk ve acılar ayrımsız paylaşılır. Ailede bulunan herkes kendince katkıda bulunur bu yuvaya. Eşler birbirlerinin üstüne titrer ve ailenin sağlam birer dayanağı olurlar. Bencilliğe yer yoktur ailede, sürekli bir yardımlaşma vardır. Aile yapısı sağlıklı olan toplum da sağlamdır.

Aile olmak, bir bütünü tamamlamak demektir. Kur’an’ın ifadesiyle eşlerin birbirlerine örtü olmaları demektir.5 Eş olmak, kişinin kendi eksikliğini kabul edip eşiyle tamamlanması, kemale doğru adım atması, eşinin onu bir örtü gibi sarıp sarmalamasıdır.

Sevgili Peygamberimiz (s.a.v.), “Kadını, kocası aleyhinde kışkırtan bizden değildir.” 6 buyurmak suretiyle aileye dışarıdan yapılan müdahalelerin tehlikesine işaret eder.  Yine Sevgili Peygamberimiz (s.a.v.), “Bu, bir daha yanımıza gelmesin.” 7 buyurarak aile huzurunu kaçıracak kimselerin aile içine girmesine engel olunmasını istemiştir.

İslâm, iffetli bir toplum oluşturmak için evliliği özendirmiş ve kolaylaştırmıştır. İslâm’a göre doğal ve fıtrî bir gereklilik olan evlilik, hem kadın ve erkek için huzur ve sükûn kaynağıdır hem de yeni nesillerin sağlıklı olarak yetişebildiği en uygun ortamdır. Yapılan ideal bir evlilik, eşlerin hem dinî hayatlarını hem de iffetlerini ve nesillerini koruma altına alacaktır. İnsanın mutluluğu, uygun bir evlilikle huzurlu bir toplum ise sağlam temeller üzerine kurulmuş aile yuvalarıyla sağlanır. Diğer bir ifade ile ailenin korunması, toplumun da korunması ve geleceğe ümitle bakabilmesi anlamına gelir. Şüphesiz herkes mutlu bir evlilik yapmak ister. Bu amaçla gerekli çabalar gösterildikten ve şartlar yerine getirildikten sonra, aile huzurunun devamı için ayrıca dua da edilmelidir. “Ey Rabbimiz! Eşlerimizi ve çocuklarımızı bize göz aydınlığı kıl ve bizi Allah’a karşı gelmekten sakınanlara önder eyle.” 8

Ali RIZA

 

 

  1. http://www.tuik.gov.tr/Start.do

2.Hadislerle İslam, Diyanet İşleri Başkanlığı Yayınları,  C. 4,  s, 28.

3.Ebû Dâvûd, Nikâh,30-31.

4.Rum suresi, 21. ayet.

  1. Bakara suresi, 187. ayet.

6.Ebû Dâvûd, Edeb,125-126.

7.Buhârî, Nikâh, 114.

  1. Furkan suresi, 74. ayet.
SHARE

YORUM YOK